Makale · 27.09.2026

AİHM’e Başvuru: İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi ve Süre

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
AİHM'e başvuru şartlarının konu edildiği Strazburg'da nehir kıyısındaki tarihî kuleler

AİHM’e başvuru şartları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 35. maddesinde sayılır ve iki şart dosyaların büyük bölümünün kaderini belirler: iç hukuk yollarının tüketilmesi ve kesin karardan itibaren dört aylık süre. Türkiye’den yapılan başvurularda bu iki şart, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu ile doğrudan bağlantılıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir üst derece mahkemesi değildir. Türk mahkemelerinin kararını bozmaz; Sözleşmenin ihlal edilip edilmediğini tespit eder ve gerekirse hakkaniyete uygun tazmin öngörür. Başvurunun buna göre kurgulanması gerekir.

Önemli Çıkarımlar

  • Başvuru süresi, 15 No.lu Protokol sonrasında kesin karardan itibaren 4 aydır (AİHS md. 35/1).
  • Dört aylık süre, kesin kararı 1 Şubat 2022 ve sonrasında verilen başvurulara uygulanır; geçiş dönemine ilişkin ayrıntılar AİHM rehberinde yer alır.
  • Türkiye’de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, kural olarak tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu kabul edilir.
  • Süreyi yalnızca eksiksiz doldurulmuş başvuru formu keser; tarih olarak postaya veriliş tarihi esas alınır (İçtüzük kural 47).
  • Sürenin son günü hafta sonuna veya resmî tatile denk gelse bile uzamaz.

AİHM’e Başvuru Şartları Nelerdir?

AİHM’e başvuru şartları, AİHS md. 34 ve md. 35’te düzenlenir. Başvurucu ihlalden doğrudan etkilenen mağdur olmalı, iç hukuk yollarını tüketmeli, kesin karardan itibaren dört ay içinde başvurmalı ve başvuru isimsiz olmamalıdır. Aynı konuda daha önce incelenmiş başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun şikâyetler kabul edilmez.

Anayasa Mahkemesinin yayımladığı Sözleşmenin Türkçe metni md. 35/3-b ayrıca “önemli zarar” ölçütünü getirir: başvurucu önemli bir zarara uğramamışsa, insan haklarına saygı ilkesi esastan incelemeyi gerektirmedikçe başvuru kabul edilemez bulunur. Bu ölçüt, düşük tutarlı alacak uyuşmazlıklarında sıkça uygulanır. Mahkeme bir başvuruyu yargılamanın her aşamasında kabul edilemez bulabilir (md. 35/4).

Mağdur sıfatı ayrı bir eşiktir. AİHS md. 34, Sözleşmedeki haklarının bir taraf devlet tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren gerçek kişilerin, hükümet dışı kuruluşların ve kişi gruplarının başvurabileceğini düzenler. Soyut olarak bir kanundan şikâyet etmek veya bir başkasının uğradığı ihlali kendi adına ileri sürmek kural olarak mümkün değildir. Ölüm gibi istisnai durumlarda yakınların başvurusu ayrıca değerlendirilir.

Şart Dayanak Pratik anlamı
Mağdur sıfatı AİHS md. 34 İhlalden doğrudan ve kişisel olarak etkilenmiş olmak
İç hukuk yollarının tüketilmesi AİHS md. 35/1 Etkili tüm yollar, Anayasa Mahkemesi dâhil, kullanılmış olmalı
Dört aylık süre AİHS md. 35/1 İç hukuktaki kesin karardan itibaren takvim ayıyla 4 ay
İsimsiz olmama ve aynı başvuru olmama AİHS md. 35/2 Kimlik açık olmalı; aynı konu başka uluslararası mercie götürülmemiş olmalı
Önemli zarar AİHS md. 35/3-b Zarar önemsizse başvuru reddedilebilir
Eksiksiz form İçtüzük kural 47 Form eksikse süre kesilmez
Dört aylık başvuru süresinin hesaplandığı, bir günü daire içine alınmış takvim

İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi Ne Demektir?

İç hukuk yollarının tüketilmesi, AİHS md. 35/1 uyarınca başvurucunun şikâyetini önce ulusal makamların önüne getirmesi ve etkili tüm iç hukuk yollarını kullanmasıdır. Amaç, devlete ihlali kendi mekanizmalarıyla önleme veya giderme fırsatı tanımaktır. AİHM kabul edilebilirlik rehberi bu kuralın katı biçimcilikle değil, belirli bir esneklikle uygulandığını vurgular.

İç hukuk yollarının tüketilmesi ve Anayasa Mahkemesi

AİHM, kabul edilebilirlik kriterleri rehberinde de atıf yapılan Uzun/Türkiye kararında (k.k., no. 10755/13, 30.04.2013) Türkiye’deki Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu değerlendirmiş ve bu yolun kural olarak tüketilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Uygulamada bunun anlamı açıktır: Yargıtay veya Danıştay kararından sonra doğrudan Strazburg’a gidilmez; önce 30 günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine başvurulur. Bu aşamanın şartları Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazısında anlatılmıştır.

Şikâyetin özünün iç hukukta ileri sürülmesi

Sözleşme maddesinin iç hukukta açıkça anılması şart değildir; ancak şikâyetin en azından özü itibarıyla ulusal makamlara sunulmuş olması gerekir. Örneğin AİHM’de ifade özgürlüğü ihlali ileri sürülecekse, bu iddianın , ve Anayasa Mahkemesi aşamalarında da somut olarak dile getirilmiş olması beklenir. Yalnızca delillerin yanlış değerlendirildiğinden yakınan bir iç hukuk dilekçesi, sonradan yeni bir hak ihlali iddiasına zemin olmaz.

Etkisiz bir yolun kullanılması ise zorunlu değildir. Başvurucunun, somut olayda başarı şansı sunmayan veya bağlayıcı sonuç doğurmayan yollara başvurması beklenmez. Hangi yolun etkili sayılacağı; şikâyetin niteliğine, devletin yükümlülüğünün kapsamına ve başvurucunun özel koşullarına göre belirlenir.

Dört Aylık Başvuru Süresi Nasıl Hesaplanır?

AİHS md. 35/1 uyarınca başvuru, iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren dört ay içinde yapılır. Süre, kararın açıkça tefhim edildiği veya başvurucuya ya da vekiline bildirildiği günün ertesi günü başlar ve dört takvim ayı sonra dolar. Ayların kaç gün çektiğine bakılmaz; süre ay bazında hesaplanır.

Dört aylık süre ve 15 No.lu Protokol

AİHM rehberine göre 15 No.lu Protokol 1 Ağustos 2021’de yürürlüğe girmiş ve eski altı aylık süreyi dört aya indirmiştir. Protokolün geçiş hükmü gereği yeni süre, 1 Şubat 2022’den itibaren uygulanır ve geriye yürümez. Kesin kararı 1 Ağustos 2021’den önce verilmiş başvurularda altı aylık süre geçerliliğini korur. Karar bu tarihten önce verilmiş ama başvurucuya 1 Ağustos 2021’den sonra bildirilmişse, rehberde anılan Orhan/Türkiye kararına göre yine altı aylık süre uygulanır ve süre bildirimin ertesi günü başlar. Günümüzde yapılan başvuruların neredeyse tamamı dört aylık kurala tabidir.

Örnek olay (temsilidir): Anayasa Mahkemesinin kabul edilemezlik kararı başvurucunun vekiline 14 Mart günü tebliğ edilmiş olsun. Dört aylık süre 15 Mart’ta başlar ve 14 Temmuz günü sona erer. Form 14 Temmuz’dan sonra postaya verilirse, başvurucu kararı daha geç okuduğunu ileri sürse bile süre kaçırılmış sayılabilir; çünkü vekile yapılan bildirim esas alınır. Bu örnek temsilidir.

Sürenin son günü tatile denk gelirse ne olur?

Rehberde anılan Sabri Güneş/Türkiye [BD] kararına göre son günün cumartesi, pazar veya resmî tatile denk gelmesi, iç hukukta sürelerin uzadığı durumlarda bile AİHM süresini uzatmaz. Türk usul hukukuna alışkın başvurucular için bu, en sık yapılan hesaplama hatalarından biridir. Uyumun belirlenmesinde Sözleşmeye özgü ölçütler kullanılır, ulusal süre kuralları uygulanmaz.

Aşama Süre Dayanak
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru 30 gün 6216 s. K. md. 47/5
AİHM’e başvuru Anayasa Mahkemesi kararının öğrenilmesinden itibaren 4 ay AİHS md. 35/1
AİHM formuna ek açıklama En fazla 20 sayfa İçtüzük kural 47/2-b
AİHM ihlal kararından sonra yargılamanın iadesi (hukuk) Kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren 3 ay 6100 s. HMK md. 377/1-e
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bulunduğu Strazburg'da nehir kıyısı ve binalar

Başvuru Formu Nasıl Doldurulur ve Gönderilir?

AİHM İçtüzüğü kural 47 uyarınca başvuru, Mahkeme Yazı İşlerinin sağladığı resmî formla yapılır. Formda başvurucunun kimliği, varsa temsilcisi, aleyhine başvurulan devlet, olayların kısa ve okunaklı özeti, ihlal iddiaları ve md. 35/1’deki şartlara uyulduğunu gösteren açıklama yer almalıdır. Form, başka belgeye bakmadan uyuşmazlığın anlaşılmasını sağlamalıdır.

AİHM İçtüzüğü kural 47/6-a’ya göre başvuru tarihi, şartları taşıyan formun Mahkemeye gönderildiği tarihtir ve bu tarih posta damgasıyla belirlenir. Kabul edilebilirlik rehberi, kural olarak yalnızca eksiksiz bir başvuru formunun dört aylık süreyi keseceğini açıkça belirtir. Eksik bir form gönderip sonradan tamamlamayı planlamak, süreyi kaçırma riskini doğurur.

Forma eklenmesi gereken belgeler

  • Şikâyet konusu yargısal veya idari kararların örnekleri.
  • İç hukuk yollarının tüketildiğini ve sürenin korunduğunu gösteren belgeler (ör. Anayasa Mahkemesi kararı ve tebliğ belgesi).
  • Varsa başka bir uluslararası mercie yapılan başvuruya ilişkin belgeler.
  • Tüzel kişi başvurucularda temsil yetkisini gösteren belge.
  • Belgeler tarih sırasına göre dizilmeli, numaralandırılmalı ve açıkça tanımlanmalıdır (kural 47/3.2).

Başvuru dili ve temsil

İçtüzük kural 34 uyarınca başvuru, devlete bildirilinceye kadar taraf devletlerin resmî dillerinden biriyle, dolayısıyla Türkçe olarak yapılabilir. Devlete bildirimden sonra yazışmalar kural olarak İngilizce veya Fransızca yürür. Kural 36’ya göre başvuru ilk aşamada kişinin kendisi tarafından yapılabilir; başvuru hükümete bildirildikten sonra ise Daire Başkanı aksine karar vermedikçe avukatla temsil gerekir. Konuya genel bakış için avukatla temsilin hangi hâllerde zorunlu olduğu yazısı incelenebilir.

AİHM Hangi Hâllerde Başvuruyu Kabul Edilemez Bulur?

AİHS md. 35/3 uyarınca başvuru Sözleşme ile bağdaşmıyorsa, açıkça dayanaktan yoksunsa, başvuru hakkının kötüye kullanılması niteliğindeyse veya başvurucu önemli bir zarara uğramamışsa kabul edilemez bulunur. Başvuruların büyük kısmı esasa geçilmeden bu aşamada sonuçlanır. Bu nedenle dosya, kabul edilebilirlik şartları ekseninde hazırlanmalıdır.

“Dördüncü derece” yanılgısı burada da geçerlidir. AİHM, ulusal mahkemelerin olguları değerlendirmesini ve iç hukuku yorumlamasını, keyfîlik veya açık bir hata bulunmadıkça yeniden yapmaz. Şikâyetin, Sözleşmenin belirli bir maddesindeki güvencenin nasıl ihlal edildiğini göstermesi gerekir: örneğin gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği, makul süre veya ifade özgürlüğü.

Aynı şikâyetin başka bir uluslararası mercie götürülmesi de risklidir. AİHS md. 35/2-b uyarınca başvuru, Mahkemece daha önce incelenmiş ya da başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm merciine sunulmuş bir başvuruyla esasen aynıysa ve yeni olgular içermiyorsa ele alınmaz. Örneğin aynı olay için Birleşmiş Milletler bünyesindeki bir bireysel şikâyet mekanizmasına başvurulmuşsa, AİHM yolunun kapanıp kapanmadığı önceden değerlendirilmelidir. İsimsiz başvurular da md. 35/2-a uyarınca incelenmez; kimliğin kamuya açıklanmasını istemeyen başvurucu, gerekçesini belirterek gizlilik talep edebilir (kural 47/4).

Uygulamada Türkiye’den gelen başvurularda sık görülen konular arasında tutukluluk, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı vardır. İç hukuktaki ilgili süreçler için tutuklamaya itiraz ve adli kontrol, sosyal medyada hakaret ve tehdit ile kamulaştırmasız el atma tazminatı yazılarına bakılabilir.

Acil Durumlarda Tedbir İstenebilir mi?

AİHM İçtüzüğü kural 39 uyarınca Mahkeme, istisnai durumlarda geçici tedbir gösterebilir. Rehbere göre devletin, gösterilen tedbire uymak için makul tüm adımları atmaması Sözleşmenin 34. maddesinin ihlaline yol açar. Tedbir talepleri, kural 47’deki şekil şartlarına sıkı biçimde bağlı tutulmayan istisnalar arasında sayılır.

Geçici tedbir uygulamada yaşam hakkı veya işkence yasağı bakımından ciddi ve telafisi imkânsız zarar riskinin bulunduğu durumlarla sınırlıdır. Olağan bir alacak uyuşmazlığı ya da icra işlemi bu kapsama girmez. Tedbir talebi, başvuru formundan bağımsız olarak ve talebin aciliyetini gösteren belgelerle birlikte iletilmelidir.

Başvuru süresinin son gününü dizüstü bilgisayar önünde takvimde işaretleyen kişi

İhlal Kararından Sonra Türkiye’de Ne Yapılabilir?

AİHM ihlal kararı, Türk mahkemesinin kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak iç hukukta yargılamanın yenilenmesine imkân verir. 6100 s. HMK md. 375/1-i uyarınca kararın Sözleşme veya protokollerin ihlaliyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespiti, hukuk davalarında yargılamanın iadesi sebebidir. Talep, kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılır.

AİHS md. 41 uyarınca Mahkeme, iç hukuk ihlalin sonuçlarını ancak kısmen giderebiliyorsa zarar gören taraf lehine adil tazmine hükmeder. Md. 46 ise taraf devletlerin kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt ettiğini ve kararın infazının Bakanlar Komitesince denetleneceğini düzenler. Yani ihlal kararının iki yüzü vardır: başvurucuya yönelik bireysel giderim ve benzer ihlallerin önlenmesi için devletten beklenen genel tedbirler.

HMK md. 375/1-i, AİHM önündeki başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmesini de iade sebebi sayar. HMK md. 377/1-e’deki üç aylık süreye bağlı on yıllık üst sınır ise Anayasa Mahkemesinin 2022 tarihli bir iptal kararıyla bu bent bakımından kaldırılmıştır. Ceza yargılamasında da benzer bir yenileme imkânı bulunur. Yenilenen yargılamanın sonucu dosyanın esasına göre değişir ve ihlal kararı yeni hükmün yönünü önceden belirlemez.

Başvurudan Önce Son Kontrol Listesi

Başvurudan önce AİHS md. 35/1’deki iki temel şart, yani tüketme ve dört aylık süre, tarihleriyle birlikte yazılı olarak kontrol edilmelidir. Anayasa Mahkemesi kararının tebliğ veya öğrenme tarihi, dört ayın son günü ve formun postaya verileceği gün önceden belirlenirse süre riski büyük ölçüde ortadan kalkar.

  • Anayasa Mahkemesi kararı ve tebliğ tarihi belgelendi mi?
  • Her ihlal iddiası iç hukukta özü itibarıyla ileri sürüldü mü?
  • Form tüm bölümleriyle eksiksiz dolduruldu ve imzalandı mı?
  • Ek açıklama 20 sayfayı aşıyor mu?
  • Belgeler tarih sırasıyla numaralandı mı?
  • Gönderim, takip edilebilir bir posta yöntemiyle ve son günden önce mi yapılacak?

Ceza dosyalarında iç hukuktaki süreçlerin kaydı da önemlidir; HAGB şartları ve denetim süresi ile adli sicil kaydının silinmesi yazıları ilgili aşamalara ışık tutar. Hukuki danışmanlık çalışma alanı ve ceza hukuku çalışma alanı sayfalarından da genel bilgi edinilebilir. Somut durumunuzun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

AİHM’e başvuru sürecine ilişkin en sık sorulan sorular aşağıda kısa cevaplarla derlendi. Cevaplar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, AİHM İçtüzüğü ve Mahkemenin kabul edilebilirlik kriterleri rehberinin güncel metni esas alınarak hazırlandı. Süre hesabı her dosyada tebliğ belgeleri üzerinden ayrıca yapılmalı ve son gün beklenmeden form postaya verilmelidir.

AİHM'e başvuru için Anayasa Mahkemesi kararını beklemek şart mı?

Kural olarak evet. AİHM, Uzun/Türkiye kararında Türkiye’deki bireysel başvuru yolunu tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu olarak değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesine gidilmeden yapılan başvuru, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunabilir.

AİHM'e başvuru ücretli mi?

AİHM’e başvuru için Mahkemeye ödenen bir başvuru harcı yoktur. Buna karşılık belgelerin çoğaltılması, posta ve çeviri gibi masraflar başvurucuya aittir. Başvuru hükümete bildirildikten sonraki aşamada Mahkeme adli yardım imkânını ayrıca değerlendirebilir.

AİHM'e e-posta ile başvuru yapılabilir mi?

İçtüzük kural 47/6 uyarınca başvuru tarihi, şartları taşıyan formun Mahkemeye gönderildiği tarihtir ve bu tarih posta damgasıyla belirlenir. Bu nedenle ilk başvurunun formun asıl imzalı hâliyle posta yoluyla gönderilmesi esastır; e-posta gönderimi süreyi korumaz.

Dört aylık süre hangi karardan itibaren başlar?

Süre, etkili son iç hukuk yolunda verilen kesin kararın başvurucuya veya vekiline bildirildiği günün ertesi günü başlar. Türkiye’den yapılan başvurularda bu karar, çoğu durumda Anayasa Mahkemesinin kabul edilemezlik veya esas hakkındaki kararıdır.

AİHM başvurusu Türkçe yapılabilir mi?

Evet. İçtüzük kural 34/2 uyarınca başvuru, devlete bildirilinceye kadar taraf devletlerin resmî dillerinden biriyle yapılabilir. Başvuru hükümete bildirildikten sonra yazışmalar kural olarak İngilizce veya Fransızca yürütülür; Daire Başkanı istisnaen başka dilin kullanılmasına izin verebilir.

Başvuru reddedilirse yeniden başvurulabilir mi?

AİHS md. 35/2-b uyarınca Mahkemece daha önce incelenmiş bir başvuruyla esasen aynı olan ve yeni olgu içermeyen başvuru ele alınmaz. Kabul edilemezlik kararları kesindir. Yeni bir olay veya yeni bir ihlal varsa, bu olay için şartlar ayrıca değerlendirilir.

Kaynaklar

İlgili yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu yazı 27.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Yazar: KCD Hukuk