Faaliyet Alanı · 12

Aile ve Boşanma Hukuku

Aile hukukuna ilişkin hassas süreçleri, tarafların ve varsa çocukların menfaatini gözeterek titizlikle yürütüyoruz.

Boşanma ve aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar hukuki olduğu kadar kişisel ve duygusal boyutları olan süreçlerdir. Bu nedenle her dosyada gizliliğe, açık iletişime ve müvekkilin uzun vadeli menfaatine öncelik veriyoruz.

Anlaşmalı boşanma protokollerinin hazırlanmasından çekişmeli davalara, nafaka ve velayet taleplerinden mal paylaşımına kadar süreci baştan sona planlıyor ve takip ediyoruz.

Hizmet Kapsamı

Bu alanda neler yapıyoruz?

  • 01 Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması ve dava takibi
  • 02 Çekişmeli boşanma davaları
  • 03 Tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası talepleri
  • 04 Velayet, kişisel ilişki kurulması ve velayetin değiştirilmesi
  • 05 Mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı davaları
  • 06 Evlilik sözleşmeleri ve ailenin korunmasına ilişkin tedbirler
Bölüm 1

Boşanma davası türleri ve dava açılışı

Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Boşanma davaları aile mahkemelerinde görülür. Yetkili mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu iki seçenekten biri davacı tarafından seçilebilir.

İzmir’de aile mahkemeleri İzmir Adliyesi ile bağlı ilçe adliyelerinde görev yapar. Hangi adliyeye başvurulacağı yerleşim yerine göre değişir; eşlerden biri örneğin Karşıyaka’da, diğeri Bornova’da oturuyorsa davacı her iki yerin mahkemesini de tercih edebilir.

Yetki kuralı kesin yetki niteliğinde değildir. Davalı süresi içinde yetki itirazında bulunmazsa dava açıldığı mahkemede görülmeye devam eder. Bu nedenle yetki tercihi, tanıkların ve delillerin bulunduğu yer dikkate alınarak baştan değerlendirilmelidir.

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?

Anlaşmalı boşanmada eşler boşanmanın kendisi, malî sonuçları ve varsa çocukların durumu konusunda uzlaşmıştır ve bunu bir protokolle mahkemeye sunar. Çekişmeli boşanmada ise bu başlıklardan en az biri tartışmalıdır ve mahkeme kusuru, nafakayı, velayeti ve tazminatı delillerle inceleyerek karara bağlar.

Anlaşmalı ve çekişmeli boşanmanın karşılaştırması
BaşlıkAnlaşmalı boşanmaÇekişmeli boşanma
Yasal dayanakTMK md. 166/3TMK md. 161-166
Evlilik süresi şartıEn az bir yılSüre şartı yok
Kusur incelemesiYapılmazYapılır
Delil ve tanıkKural olarak gerekmezEsaslı rol oynar
DuruşmaTarafların bizzat dinlenmesi zorunluBirden fazla duruşma yapılır
ProtokolZorunluYok
SüreGenellikle tek duruşmada sonuçlanırDelil durumuna göre değişir

Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?

TMK md. 166/3 üç şart arar: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi, ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi. Ayrıca hâkimin, malî sonuçlar ve çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Hâkim protokolü olduğu gibi onaylamak zorunda değildir. Özellikle çocuğun yararına aykırı gördüğü velayet, kişisel ilişki veya iştirak nafakası düzenlemelerinde değişiklik yapılmasını isteyebilir. Taraflar bu değişikliği kabul etmezse dava çekişmeli hâle gelir.

Protokolde nafaka, tazminat, velayet, kişisel ilişki günleri, mal paylaşımı ve ziynet eşyaları gibi başlıkların açık ve tartışmaya yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi önemlidir. Sonradan çıkan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü eksik veya çift anlamlı protokol maddelerinden kaynaklanır.

Çekişmeli boşanmada hangi sebeplere dayanılabilir?

Türk Medeni Kanunu özel ve genel olmak üzere iki tür boşanma sebebi düzenler. Özel sebepler zina, hayata kast ve pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ile akıl hastalığıdır. Genel sebep ise md. 166’da düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

Uygulamada davaların büyük çoğunluğu genel sebebe dayanır. Bu durumda mahkeme, ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyecek derecede sarsılıp sarsılmadığını ve tarafların kusur durumunu inceler. TMK md. 166/2 uyarınca davacının kusuru daha ağırsa davalının davaya itiraz hakkı bulunur.

14 Kasım 2024 tarihli değişiklikten sonra md. 166/4 şu hâli almıştır: boşanma davasının reddine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir.

Boşanma davası açılmadan önce hangi hazırlıklar yapılmalı?

Dosyanın seyri büyük ölçüde başlangıçta yapılan hazırlıkla belirlenir. Nüfus kayıtları, evlilik cüzdanı, gelir belgeleri, tapu ve araç kayıtları, banka hesap dökümleri, kredi sözleşmeleri ve varsa sağlık raporları toplanmalıdır.

Mal rejimi tasfiyesi düşünülüyorsa, evlilik içinde edinilen malların listesi ve edinim tarihleri çıkarılmalıdır. Hangi malın hangi kaynakla alındığını gösteren kayıtlar sonradan bulunmakta zorlanılan belgelerdir.

Delil olarak kullanılacak yazışma ve kayıtların hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı yolla toplanan bir delil dosyaya girdiğinde yalnızca değerlendirme dışı bırakılmakla kalmaz, sunan taraf aleyhine sonuç da doğurabilir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde nelere dikkat edilmeli?

Protokol, boşanmanın tüm malî sonuçlarını ve çocuklara ilişkin düzenlemeleri kapsamalıdır. Eksik bırakılan her başlık, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir davanın konusu olur. Uygulamada sonradan çıkan uyuşmazlıkların çoğu protokolün eksikliğinden doğar.

Bulunması gereken başlıklar şunlardır: tarafların boşanma iradesi, velayet, kişisel ilişki günleri, iştirak nafakası ve artış esası, yoksulluk nafakası talebi veya bundan feragat, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi, ziynet eşyaları, yargılama gideri ve vekâlet ücreti.

Feragat edilen hakların açıkça yazılması önemlidir. Protokolde yer almayan bir talepten vazgeçilmiş sayılmaz; bu nedenle nafaka veya tazminat istenmiyorsa bunun açıkça belirtilmesi gerekir. Mal rejimi tasfiyesi protokolde düzenlenmemişse boşanmadan sonra ayrıca dava açılabilir.

Boşanma davası açılmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?

Aile hukukundan doğan uyuşmazlıklarda boşanma ve velayet talepleri arabuluculuğa elverişli kabul edilmez. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı değildir.

Buna karşılık nafaka alacağının miktarına ilişkin talepler ile ziynet ve katkı payı gibi mal varlığına yönelik talepler bakımından arabuluculuk gündeme gelebilir. Bu ayrım, talebin niteliğine göre yapılır.

Taraflar anlaşmalı boşanma yolunu seçtiklerinde protokol hazırlanır ve mahkemeye sunulur. Protokolün nafaka, velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı başlıklarını eksiksiz içermesi, sonradan ek dava açılmasını önler.

Ayrılık kararı ile boşanma kararı arasındaki fark nedir?

Boşanma davası açan taraf yalnızca boşanma veya ayrılık isteyebilir. Hâkim boşanma sebebi ispatlanmış olsa dahi, ortak hayatın yeniden kurulması ihtimali bulunuyorsa boşanma yerine ayrılığa karar verebilir. Ayrılık isteminde ise yalnızca ayrılığa hükmedilebilir.

Ayrılık kararıyla evlilik birliği sona ermez; eşler evli kalmaya devam eder ancak birlikte yaşama yükümlülüğü kalkar. Bu süre içinde nafaka, velayet ve malların yönetimine ilişkin düzenlemeler yapılır.

Ayrılık süresi sonunda ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu davada ayrılık kararına esas alınan olaylar yeniden tartışılmaz.

Bölüm 2

Yargılama süreci, deliller ve süreler

Boşanma davasında hangi deliller kullanılabilir?

Tanık beyanı, mesaj ve yazışma kayıtları, fotoğraf ve video, banka ve harcama kayıtları, sağlık raporları, sosyal medya paylaşımları ile kolluk ve savcılık dosyaları boşanma davasında delil olarak kullanılabilir. Belirleyici olan delilin hukuka uygun biçimde elde edilmiş olmasıdır.

Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller değerlendirmeye alınmaz. Eşin telefonuna veya e-posta hesabına izinsiz girilerek elde edilen kayıtlar, gizlice yerleştirilen kamera ve ses kayıt cihazlarıyla toplanan görüntü ve sesler bu kapsamdadır. Bu tür bir delil sunmak yalnızca dosyaya katkı sağlamaz, ayrıca kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi bakımından ceza sorumluluğu doğurabilir.

Buna karşılık tarafın kendi katıldığı bir konuşmayı kaydetmesi, ortak kullanılan alanda açıkta duran bir belgeyi fotoğraflaması gibi hâllerde durum farklı değerlendirilebilir. Delilin niteliği ve elde ediliş biçimi dosya özelinde incelenmelidir.

Boşanma davasında tanık nasıl dinletilir?

Tanık listesinin süresi içinde mahkemeye sunulması gerekir. Listede tanığın adı, adresi ve hangi vakıa hakkında dinletileceği belirtilir.

Tanığın yakın akraba olması dinlenmesine engel değildir. Beyanın değeri, olayı bizzat görüp görmediğine ve anlatımın tutarlılığına göre takdir edilir.

Duruşmada tanığa yöneltilecek soruların hazırlanması, beyanın ispata elverişli hâle gelmesini sağlar. Kulaktan duyma anlatımlar tek başına sonuç doğurmaz.

Boşanma dosyasında sosyal medya ve mesaj kayıtları delil olur mu?

Tarafın kendi hesabından yapılan paylaşımlar ile kendisine gönderilen mesajlar kural olarak dosyaya sunulabilir. Kayıtların bütünlüğünün korunması önemlidir.

Buna karşılık karşı tarafın hesabına izinsiz erişilerek elde edilen içerikler hukuka aykırı delil tartışması doğurur. Bu yol ayrıca ceza sorumluluğu riski taşır.

Delilin sunulma biçimi de önem taşır. Ekran görüntüsü yerine kaydın kaynağıyla birlikte sunulması, itiraz hâlinde inceleme yapılmasını sağlar.

Boşanma davasında ıslah ve talep artırımı mümkün mü?

Evet. Dava dilekçesinde belirtilen talepler, yargılama sırasında ıslah yoluyla değiştirilebilir veya artırılabilir. Nafaka ve tazminat taleplerinin tutarı bu yolla yükseltilebilir.

Islah kural olarak tahkikat sona erinceye kadar ve yalnızca bir kez yapılabilir. Bu nedenle ıslahın zamanlaması önemlidir; delillerin toplanması tamamlanmadan yapılan ıslah, sonradan ortaya çıkan verileri kapsayamaz.

Belirsiz alacak davası açılmışsa talep artırımı ıslaha gerek olmaksızın yapılabilir. Mal rejimi tasfiyesi gibi tutarın baştan belirlenemediği taleplerde bu yol tercih edilir.

Boşanma davası ne kadar sürer?

Sürenin tek bir cevabı yoktur. Anlaşmalı boşanmada taraflar hazır bulunur ve protokol uygun görülürse dava genellikle tek duruşmada karara bağlanır. Çekişmeli boşanmada ise süre, tanık sayısına, uzman incelemesine, bekletici mesele yapılıp yapılmadığına ve dosyanın istinafa gidip gitmemesine göre değişir.

Süreyi uzatan en yaygın etkenler tebligatın yapılamaması, tanıkların duruşmaya gelmemesi, sosyal inceleme raporunun beklenmesi ve mal rejimi tasfiyesinde bilirkişi incelemesidir. Dava dilekçesinde delillerin eksiksiz bildirilmesi ve adres bilgilerinin doğru verilmesi bu gecikmelerin bir bölümünü önler.

Boşanma kararı verilmesi tek başına yeterli değildir. Nüfusa işlenmesi ve sonraki davalarda süre hesabının yapılabilmesi için kararın kesinleştirilmesi gerekir.

Boşanma kararı kesinleşmeden hangi işlemler yapılamaz?

Aile hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmeden icra edilemez. Bu nedenle nüfus kaydındaki değişiklik, yeniden evlenme ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin işlemler kesinleşmeyi bekler.

Buna karşılık tedbir nafakası ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ara kararlar, dava sürerken uygulanır. Bu kararlara uyulmaması hâlinde icra yoluna başvurulabilir.

Kararın yalnızca bir bölümüne itiraz edilmişse diğer bölümler kesinleşebilir. Hangi kalemin kesinleştiğinin doğru saptanması, sonraki işlemler için önemlidir.

Bölüm 3

Nafaka türleri ve nafaka alacağının tahsili

Dava sürerken nafaka ve geçici önlemler nasıl alınır?

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, TMK md. 169 uyarınca davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri kendiliğinden alır. Bu önlemler özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkindir.

Bu kapsamda bağlanan nafakaya tedbir nafakası denir. Tarafların talebi olmasa dahi hâkim tarafından resen değerlendirilir ve dava sonuçlanana kadar devam eder. Boşanma kararıyla birlikte tedbir nafakası sona erer; koşulları varsa yerini yoksulluk ve iştirak nafakası alır.

Aile konutunun hangi eşe özgüleneceği, çocuğun dava süresince kimin yanında kalacağı ve diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı da bu aşamada karara bağlanır. Dava açılırken bu taleplerin dilekçede açıkça ileri sürülmesi süreci hızlandırır.

Yoksulluk nafakası hangi şartlarda bağlanır?

TMK md. 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Üç unsur aranır: yoksulluğa düşme, talep eden tarafın kusurunun daha ağır olmaması ve yükümlünün malî gücü.

Kanun metnindeki süresiz ibaresi, nafakanın hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmez. Nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya taraflardan birinin ölümü hâllerinde nafakanın kaldırılması istenebilir.

Yoksulluk nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakasından farklıdır. İştirak nafakası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma amacı taşır, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenir ve kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer.

İştirak nafakası ne zamana kadar ödenir?

İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım, eğitim ve korunma giderlerine katılmasıdır. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.

Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitimi sona erinceye kadar bakım borcunu sürdürmekle yükümlüdür. Bu hâlde nafaka çocuğun kendisi tarafından talep edilir.

İştirak nafakası, velayet hakkına sahip olmayan ebeveynin talebi olmaksızın da hâkim tarafından resen belirlenir. Tarafların anlaşmasıyla tamamen kaldırılması mümkün değildir; çocuğun yararı gözetilir.

Nafaka artışı hesaplama →

Nafaka nasıl artırılır?

Mahkeme kararında nafakanın her yıl belirli bir endekse göre artırılacağı yazılıysa, artırılmış tutar ayrıca dava açmaya gerek olmadan doğrudan icra yoluyla istenebilir. Kararda böyle bir hüküm yoksa veya mevcut oran yetersiz kalmışsa nafaka artırım davası açılması gerekir.

Artırım davasında mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumundaki değişiklikleri, çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarındaki artışı ve genel hayat pahalılığını birlikte değerlendirir. Nafakanın azaltılması veya kaldırılması da aynı şekilde koşullardaki değişikliğe dayanır.

Nafaka artışı hesaplama →

Nafaka ödenmezse ne yapılabilir?

Ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatılabilir. Nafaka alacakları imtiyazlı alacaklardandır; maaş haczinde diğer alacaklara göre önceliklidir ve maaş haczindeki dörtte birlik sınırlamaya tabi değildir.

İcra takibine rağmen ödeme yapılmazsa, nafaka hükmüne uymayan borçlu hakkında icra ceza mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulabilir. Bu şikâyet üzerine tazyik hapsi uygulanabilir; borç ödendiğinde hapis sona erer.

Şikâyet hakkı belirli bir süreye tabidir ve yalnızca ödenmeyen son dönem nafakası bakımından kullanılabilir. Bu nedenle ödeme aksadığında beklemeden harekete geçilmesi gerekir.

İcra masrafı hesaplama →

Bölüm 4

Velayet, kişisel ilişki ve çocuğa ilişkin davalar

Velayet belirlenirken mahkeme neye bakar?

Mahkeme velayeti çocuğun üstün yararına göre belirler. TMK md. 182 uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra tarafların haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Ebeveynlerin kusur durumu tek başına belirleyici değildir.

Değerlendirmede çocuğun yaşı, alıştığı çevre, eğitim düzeni, kardeşlerinden ayrılmaması, ebeveynlerin çocukla ilgilenme kapasitesi ve barınma koşulları dikkate alınır. İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır; bu görüş bağlayıcı değildir ancak değerlendirmede önemli yer tutar.

Mahkeme gerekli gördüğünde pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman incelemesi yaptırır. Hazırlanan sosyal inceleme raporu velayet kararında belirleyici olabilir; bu nedenle görüşme sürecine hazırlıklı gidilmesi önemlidir.

Kişisel ilişki günleri nasıl düzenlenir?

Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasındaki kişisel ilişki mahkeme kararıyla düzenlenir. Uygulamada belirli hafta sonları, dinî ve resmî bayramların bir bölümü ile yarıyıl ve yaz tatilinin belirli günleri şeklinde kurulur. Çocuğun yaşı ve okul düzeni belirleyicidir.

Kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde icra yoluyla teslim istenebilir ve çocuk teslimine ilişkin yükümlülüğe aykırılık yaptırıma bağlanmıştır. Ebeveynin şehir dışında veya yurt dışında yaşaması hâlinde ilişki düzeni buna göre farklı kurulur.

Koşullar değiştiğinde kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi mahkemeden istenebilir. Çocuğun okul saatlerinin değişmesi, taşınma veya sağlık durumu bu taleplerin sık görülen gerekçeleridir.

Çocuk teslimi nasıl gerçekleştirilir?

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi artık icra dairelerinde değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri eliyle yürütülür. Bu değişiklik, sürecin çocuk üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla yapılmıştır.

Teslim işlemi uzman eşliğinde ve çocuğun örselenmemesi gözetilerek gerçekleştirilir. Yükümlülüğe aykırı davranan tarafa uyarı yapılır; aykırılığın sürmesi hâlinde disiplin hapsi gündeme gelebilir.

Çocuğun kişisel ilişkiden kaçınması hâlinde zorlama yerine öncelikle uzman desteği ve sosyal inceleme yoluna başvurulur. Koşullar değişmişse kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi mahkemeden istenebilir.

Evlat edinmenin şartları nelerdir?

Küçüğün evlat edinilmesi için, evlat edinen tarafından en az bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması ve evlat edinmenin küçüğün yararına bulunması gerekir. Küçüğün ana ve babasının rızası aranır; kanunda sayılan hâllerde bu rıza aranmayabilir.

Eşler ancak birlikte evlat edinebilir. Evli olmayan kişi tek başına evlat edinebilir; bunun için kanunda öngörülen yaş koşulunun sağlanması gerekir. Evlat edinen ile edinilen arasında da belirli bir yaş farkı bulunmalıdır.

Eşlerden biri, diğerinin çocuğunu belirli koşullarla evlat edinebilir. Ergin veya kısıtlıların evlat edinilmesi ise ayrı ve daha sınırlı koşullara bağlanmıştır.

Soybağının reddi davası kim tarafından açılır?

Evlilik içinde doğan çocuğun babası kural olarak kocadır. Bu karineyi çürütmek isteyen koca, soybağının reddi davası açabilir. Dava hakkı çocuğa da tanınmıştır.

Koca bakımından dava, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açılmalıdır. Çocuk bakımından süre ergin olmasından itibaren işler.

Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, sebebin ortadan kalkmasından sonra süre yeniden işlemeye başlar. Uygulamada DNA incelemesi belirleyici delildir.

Bölüm 5

Mal rejimi, mal paylaşımı ve tazminat

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

Türk hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır ve 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu rejimde her eş, diğerinin evlilik içinde edindiği malların tasfiye sonucu bulunan artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir. Mal paylaşımı boşanma davasıyla birlikte değil, ayrı bir dava ile istenir.

Edinilmiş mal, eşin evlilik birliği süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değeridir; çalışmasının karşılığı olan edinimler ve bunların yerine geçen değerler buna dâhildir. Kişisel mal ise eşin evlenmeden önce sahip olduğu mallar, miras veya karşılıksız kazanma yoluyla edindiği değerler ile manevi tazminat alacaklarıdır.

Eşler dilerse mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini sözleşmeyle seçebilir. Böyle bir sözleşme yoksa yasal rejim uygulanır.

Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı
Edinilmiş malKişisel mal
Çalışma karşılığı elde edilen gelirlerEvlenmeden önce sahip olunan mallar
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım ödemeleriMiras yoluyla edinilen mallar
Çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlarBağış gibi karşılıksız kazanma yoluyla edinilenler
Kişisel malların gelirleriManevi tazminat alacakları
Bu değerlerin yerine geçen mallarKişisel malların yerine geçen değerler

Katkı payı ve değer artış payı alacağı nedir?

Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Buna değer artış payı denir.

Katkı payı alacağı ise 1 Ocak 2002 öncesi dönemde geçerli olan mal ayrılığı rejimi bakımından gündeme gelir. Evliliğin bu tarihten önce başladığı dosyalarda iki dönem ayrı ayrı değerlendirilir.

Her iki talepte de katkının ispatı belirleyicidir. Banka kayıtları, kredi ödemeleri, tapu işlem belgeleri ve ücret bordroları bu ispatın temel araçlarıdır. Ev işleri ve çocuk bakımı biçimindeki katkı da değerlendirmeye alınabilir.

Mal rejimi sözleşmesi nasıl yapılır?

Eşler, yasal mal rejimi yerine kanunda sayılan diğer rejimlerden birini seçebilir. Seçilebilecek rejimler mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığıdır. Bu seçim mal rejimi sözleşmesiyle yapılır.

Sözleşme evlenmeden önce veya evlilik süresince yapılabilir. Noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması gerekir. Eşler ayrıca evlenme başvurusu sırasında hangi rejimi seçtiklerini yazılı olarak bildirebilirler.

Sözleşme yalnızca kanunda öngörülen rejimlerden birinin seçilmesine imkân verir; taraflar kendi kurguladıkları karma bir rejim oluşturamaz. Seçilen rejim içinde sınırlı değişiklikler yapılabilir.

Ziynet eşyaları boşanmada kime kalır?

Düğünde takılan ziynet eşyaları kural olarak kadına ait kabul edilir. Takanın kim olduğu veya kime takıldığı yönündeki ayrım uygulamada bu kuralı değiştirmez. Erkeğe özgü takılar bakımından ise farklı değerlendirme yapılabilir.

Ziynet eşyalarının bozdurulduğu veya harcandığı ileri sürülüyorsa, bunun rıza ile ve kadının yararına yapıldığını ispat yükü karşı taraftadır. Bu nedenle satış, bozdurma veya kredi kapatma işlemlerine ilişkin banka ve kuyumcu kayıtları önem taşır.

Ziynet alacağı boşanma davası içinde değil, ayrı bir dava ile veya boşanmayla birlikte açılan bağımsız bir talep olarak ileri sürülür. Aynî iade mümkün değilse bedelin ödenmesi istenebilir.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat hangi hâllerde istenir?

TMK md. 174 iki ayrı tazminat düzenler. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevî tazminat talep edebilir.

Her iki tazminatta da talep edenin kusurunun daha ağır olmaması aranır. Maddi tazminatta zedelenen menfaatin somutlaştırılması, manevi tazminatta ise kişilik hakkına yönelen saldırının ortaya konması gerekir.

Tazminat talepleri boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da açılabilir. Bu ikinci durumda aşağıdaki bir yıllık süreye dikkat edilmelidir.

Boşanma mirasçılık sıfatını nasıl etkiler?

Boşanma kararının kesinleşmesiyle eşler birbirinin yasal mirasçısı olma sıfatını kaybeder. Ayrıca boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan haklar, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça ortadan kalkar.

Dava devam ederken eşlerden biri ölürse durum farklıdır. Bu hâlde mirasçılardan biri davaya devam eder ve diğer eşin kusurlu olduğu ispatlanırsa, sağ kalan eş mirasçılık sıfatını kaybeder.

Bu nedenle uzun süren boşanma davalarında miras hukuku sonuçlarının da gözetilmesi gerekir. Özellikle yaşlılık veya ağır hastalık hâllerinde davanın seyri malvarlığı bakımından belirleyici olabilir.

Miras payı hesaplama →

Bölüm 6

Aile içi şiddet ve koruma tedbirleri

6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı nasıl alınır?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca koruyucu ve önleyici tedbir kararları istenebilir. Başvuru aile mahkemesine yapılabileceği gibi, kolluğa veya mülkî amire de yapılabilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri tarafından da tedbir alınabilir.

Alınabilecek tedbirler arasında şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmaması, iletişim kurmaması, silahlarını teslim etmesi ve korunan kişinin geçici olarak barındırılması yer alır. Karar için delil sunulması şartı aranmaz, beyan esas alınır.

Tedbir kararına aykırı davranılması hâlinde zorlama hapsi uygulanabilir. Koruma kararı boşanma davasından bağımsızdır; boşanma davası açılmadan da istenebilir, açıldıktan sonra da devam edebilir.

Koruma kararı ne kadar sürer, uzatılabilir mi?

Koruyucu ve önleyici tedbir kararları belirli bir süre için verilir. Süre sonunda tehlikenin devam ettiği değerlendirilirse, talep üzerine veya resen yeniden karar verilerek tedbirler uzatılabilir, değiştirilebilir ya da kaldırılabilir.

Karara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine dosya, kararı veren hâkimliğin dışındaki bir mercie gönderilir ve bir hafta içinde karara bağlanır.

Tedbir kararına aykırı davranılması hâlinde, fiil başka bir suç oluştursa dahi zorlama hapsine karar verilebilir. Bu yaptırım tekrar hâlinde artarak uygulanır.

Evlilik birliğinin korunması için hangi tedbirler alınabilir?

Boşanma davası açılmadan da mahkemeden tedbir istenebilir. Eşlerden biri, birliğin devamı sırasında yükümlülüklerini yerine getirmeyen diğer eş bakımından hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır ve gerekirse önlem alır.

Bu kapsamda ortak yaşama ara verilmesi, ayrı yaşayan eş ve çocuklar için nafaka belirlenmesi, aile konutunun eşlerden birine özgülenmesi ve malların yönetimine ilişkin düzenlemeler yapılabilir.

Bu tedbirler boşanmaya karar verilmesi anlamına gelmez. Eşler barışırsa tedbir kaldırılır; boşanma davası açılırsa bu kez dava süresince geçerli olacak yeni tedbirler belirlenir.

Bölüm 7

Yurt dışı boyutu ve boşanma sonrası işlemler

Yurt dışında yaşayanlar Türkiye’de boşanabilir mi?

Evet. Türk vatandaşları yurt dışında yaşasalar da Türkiye’de boşanma davası açabilir. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir. Türkiye’de yerleşim yeri yoksa kanunda öngörülen tamamlayıcı yetki kuralları uygulanır.

Taraflar duruşmalara vekilleri aracılığıyla katılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan, en az bir duruşmaya bizzat katılım gerekir.

Yurt dışından verilecek vekâletnamenin Türk konsolosluğunda düzenlenmesi veya apostil şerhiyle onaylanması gerekir. Vekâletnamede boşanma davası açma yetkisinin açıkça yer alması şarttır.

Yabancı mahkemenin boşanma kararı Türkiye’de geçerli midir?

Kendiliğinden geçerli olmaz. Yabancı mahkemeden alınan boşanma kararının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. Tanıma, kararın kesin hüküm gücünün kabulü; tenfiz ise ayrıca icra edilebilirlik kazandırılmasıdır.

Nüfus kaydının düzeltilmesi için tanıma yeterlidir. Nafaka veya tazminat gibi icra edilebilir hükümler söz konusuysa tenfiz gerekir. Görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Belirli koşulları taşıyan boşanma kararları bakımından, mahkemeye gitmeden doğrudan nüfus müdürlüğüne başvurularak tescil imkânı da bulunur. Bu yol için her iki tarafın birlikte başvurması ve kararın kesinleşmiş olması aranır.

Yurt dışında verilen boşanma kararı Türkiye’de nasıl geçerli olur?

Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hüküm doğurması için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. Boşanmanın nüfus kaydına işlenmesi bakımından tanıma yeterli olur.

Kararın kesinleştiğini gösteren onaylı örnek, apostil veya konsolosluk onayı ve yeminli tercümesi dosyaya sunulur. Belgelerdeki eksiklik en sık görülen gecikme sebebidir.

Nafaka veya mal paylaşımı gibi icrası istenen kalemler bakımından ise tenfiz gerekir. Tenfiz incelemesinde kararın kamu düzenine aykırı olup olmadığı değerlendirilir.

Boşanmadan sonra kadın önceki soyadını kullanabilir mi?

Boşanan kadın kural olarak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceğini ispatlaması hâlinde, istemi üzerine hâkim kocasının soyadını taşımasına izin verebilir.

Bu izin boşanma davası sırasında istenebileceği gibi, sonradan açılacak ayrı bir davayla da talep edilebilir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.

Menfaat değerlendirmesinde kadının mesleki tanınırlığı, ticari faaliyetinin soyadıyla özdeşleşmiş olması ve çocukların soyadıyla aynı soyadı taşıma isteği gibi unsurlar dikkate alınır.

Boşanmadan sonra açılacak davalarda süre sınırı var mıdır?

Evet. TMK md. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süre mal rejiminin tasfiyesi, ziynet alacağı ve tazminat talepleri bakımından önem taşır.

Sürenin başlangıcı boşanma kararının verildiği tarih değil, kesinleştiği tarihtir. Karar istinafa götürülmüşse kesinleşme tarihi buna göre belirlenir. Kararın kesinleşme şerhi alınmadan bu tarih netleşmez.

Bir yıllık süre kaçırıldığında hakkın kendisi ortadan kalkmaz ancak karşı taraf zamanaşımı def’inde bulunursa talep reddedilir. Bu nedenle boşanma kesinleştikten sonra açılacak davaların takvimi baştan planlanmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Aile ve Boşanma Hukuku hakkında merak edilenler

Boşanma davası ne kadar sürer?

Boşanma davasının süresi davanın türüne, mahkemenin iş yüküne ve delil durumuna göre değişir. Şartları sağlayan anlaşmalı boşanma davaları çoğunlukla tek duruşmada sonuçlanabilirken, çekişmeli boşanma davaları tanık dinlenmesi, sosyal inceleme raporu ve kanun yolu aşamalarıyla birlikte daha uzun sürebilir. Kesin bir süre öngörmek mümkün değildir.

Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?

TMK md. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi gerekir. Hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin anlaşmayı uygun bulması şarttır.

Nafaka türleri nelerdir, kimler nafaka alabilir?

Boşanma davası sürerken eşlerin ve çocukların geçimi için TMK md. 169 uyarınca tedbir nafakasına hükmedilebilir. Boşanma sonrasında velayeti almayan ebeveyn TMK md. 182 uyarınca çocuğun giderlerine iştirak nafakasıyla katılır; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş ise TMK md. 175 uyarınca yoksulluk nafakası isteyebilir. Tarafların durumunun değişmesi hâlinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması talep edilebilir.

Boşanmada velayet kime verilir?

Velayet kararında esas ölçüt çocuğun üstün yararıdır; mahkeme TMK md. 182 ve md. 336 çerçevesinde çocuğun yaşı, bakım ihtiyaçları, ebeveynlerle ilişkisi ve sosyal inceleme raporunu değerlendirir. İdrak çağındaki çocuğun görüşü de dikkate alınır. Yargıtay uygulamasında, tarafların uzlaşması ve çocuğun yararına uygun olması hâlinde ortak velayete de hükmedilebilmektedir.

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

1 Ocak 2002’den sonra edinilen mallar bakımından, eşler başka bir mal rejimi seçmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK md. 202). TMK md. 236 uyarınca her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir; miras veya bağış yoluyla edinilen mallar gibi kişisel mallar bu hesaba dahil edilmez. Mal rejiminin tasfiyesi davası boşanma davasından ayrı olarak da açılabilir.

Yanıtlar genel bilgi amaçlıdır; somut durumun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.

KCD Yaklaşımı

Doğru sonuç, doğru analizle başlar.

Bir dosya bize geldiğinde önce neyle karşı karşıya olduğumuzu çıkarırız. Hangi süreler işliyor, hangi belgeler eksik, karşı taraf hangi adımı atabilir — bunlar bilinmeden strateji kurulmaz.

01 Dosyayı okumak

Sözleşmeleri, yazışmaları ve varsa önceki dosyaları inceleriz. İşleyen zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri, eksik belgeleri ve delil durumunu baştan tespit ederiz.

02 Yolu seçmek

Dava, icra takibi, arabuluculuk veya müzakere — hangisinin ne kadar sürdüğünü, ne masraf çıkardığını ve olası sonuçlarını karşılaştırırız. Kararı birlikte veririz.

03 Süreci yürütmek

Duruşma, tebligat ve süre gelişmelerini takip eder, sizi bilgilendiririz. Koşullar değiştiğinde — karşı taraf beklenmedik bir adım attığında ya da içtihat kaydığında — yaklaşımı gözden geçiririz.