
Ruhsat almadan bina yapmak ya da mevcut ruhsata aykırı inşaat yürütmek, yalnızca idari bir imar ihlali değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen bağımsız bir suçtur. İmar kirliliği suçu olarak bilinen bu düzenleme, TCK m. 184’te altı fıkra halinde yer alır ve uygulamada sıklıkla idari yaptırımlarla karıştırılır. Bu yazıda suçun unsurlarını, öngörülen cezaları, uygulama alanının sınırlarını ve etkin pişmanlık hükmünü 17.09.2026 tarihli mevzuata göre inceliyoruz. Konu, hem arsa sahipleri hem müteahhitler hem de kentsel dönüşüm kapsamında yapılan projeler açısından güncelliğini korumaktadır; zira ruhsat sürecindeki küçük bir usul hatası dahi ceza soruşturmasına konu olabilmektedir.
- Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan ya da yaptıran kişi, TCK m. 184/1 uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Yapı kullanma izni olmayan binalarda sınai faaliyete izin veren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanır (TCK m. 184/3).
- Üçüncü fıkra hariç, madde hükümleri yalnızca belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
- Fail, ruhsatsız yapıyı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirirse birinci ve ikinci fıkra bakımından kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer.
- Suçun dava , TCK m. 66/1-e uyarınca sekiz yıldır ve şikayete bağlı değildir; resen soruşturulur.
İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu Nedir? (TCK m. 184)
İmar kirliliğine neden olma suçu, yapı ruhsatı alınmadan ya da ruhsata aykırı biçimde inşaat yapılmasını, ruhsatsız inşaatlara altyapı bağlantısı sağlanmasını ve yapı kullanma izni olmayan binalarda sınai faaliyet yürütülmesine izin verilmesini cezalandıran bir düzenlemedir. Suç, Türk Ceza Kanunu’nun “Topluma Karşı Suçlar” kısmının “Çevreye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır; korunan hukuki değer, planlı ve denetimli kentleşmenin sağlanmasıdır.
Suçun Unsurları
Suçun oluşması için yapı ruhsatının hiç alınmamış olması veya alınan ruhsata aykırı inşaat yapılması yeterlidir; ayrıca bir zarar doğması aranmaz, suç tehlike suçu niteliğindedir. Failin kastının, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapı inşa ettiğini bilerek hareket etmesi gerekir; iskan bölgesinde ruhsat gerekmediğini düşünerek hareket eden kişi bakımından hata hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Kimler Fail Olabilir?
Madde metni “bina yapan veya yaptıran kişi” ifadesini kullandığından, hem inşaatı fiilen yürüten müteahhit hem de yapı sahibi/yaptıran kişi fail olabilir. Uygulamada malik, müteahhit ve bazı hallerde proje müellifi veya yapı denetim görevlisi de ihmalin niteliğine göre sorumluluk kapsamında değerlendirilebilir; her dosyada kimin “yaptıran” sıfatını taşıdığı somut delillerle tespit edilmelidir. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi ile müteahhit arasında sorumluluğun paylaşımı, sözleşme hükümlerine ve fiilen kimin ruhsat sürecini yürüttüğüne bakılarak ayrı ayrı değerlendirilir; yalnızca tapu maliki olmak, tek başına fail sıfatını doğurmaz.
Suça Teşebbüs ve İştirak
İnşaatın henüz temel seviyesinde durdurulduğu hallerde dahi, ruhsatsız yapı faaliyetine başlanmış olması suçun tamamlanması için yeterli görülebilir; bu nedenle uygulamada teşebbüs tartışması sınırlı kalmaktadır. Birden fazla kişinin (arsa sahibi, müteahhit, taşeron) inşaat sürecine bilerek ve isteyerek katılması halinde iştirak hükümleri gündeme gelebilir; her failin somut katkısının ayrıca ortaya konması gerekir.

TCK 184’te Düzenlenen Fiiller ve Cezaları
Madde altı fıkradan oluşur ve her fıkra farklı bir fiili ve ceza miktarını düzenler; fıkralar arasındaki ayrımın doğru yapılması, hem savunma hem de doğru suç vasfının belirlenmesi açısından önemlidir.
| Fıkra | Fiil | Ceza |
|---|---|---|
| 1. fıkra | Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapmak/yaptırmak | 1-5 yıl hapis |
| 2. fıkra | Ruhsatsız şantiyeye elektrik, su, telefon bağlantısına müsaade etmek | 1-5 yıl hapis (1. fıkra hükmüne göre) |
| 3. fıkra | Yapı kullanma izni olmayan binada sınai faaliyete müsaade etmek | 2-5 yıl hapis |
| 4. fıkra | Uygulama alanı sınırlaması | Ceza değil, kapsam hükmü |
| 5. fıkra | Ruhsata uygun hale getirme (etkin pişmanlık) | Kamu davası açılmaz / düşer |
| 6. fıkra | 12 Ekim 2004 öncesi yapılar istisnası | 2. ve 3. fıkra uygulanmaz |
Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Bina Yapma/Yaptırma (f.1)
Bu fıkra kapsamında hem yapı ruhsatı hiç alınmadan inşaata başlanması hem de alınan ruhsatın öngördüğü proje, kat sayısı, taban alanı veya çekme mesafelerine aykırı imalat yapılması cezalandırılır. Ruhsatın sonradan iptal edilmesi ya da askıya alınması durumunda inşaatın devam ettirilmesi de bu fıkra kapsamında değerlendirilir.
Ruhsatsız Şantiyeye Altyapı Bağlantısı Sağlama (f.2)
Ruhsatsız başlatılan inşaatlara elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına izin veren kişi, birinci fıkradaki ceza ile cezalandırılır. Bu düzenleme, ilgili kurum görevlilerinin ruhsat kontrolü yapmadan bağlantı sağlamasını önlemeyi amaçlar.
Yapı Kullanma İzni Olmayan Binada Sınai Faaliyete İzin Verme (f.3)
Yapı kullanma izni (iskan) alınmamış bir binada fabrika, atölye gibi sınai faaliyetin yürütülmesine müsaade eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; bu fıkradaki alt sınırın diğer fıkralara göre daha yüksek olması, sınai faaliyetin doğurduğu ek risklerle açıklanır.

Fotoğraf: Joost J. Bakker, Kaynak: Wikimedia Commons (CC BY 2.0)
Uygulama Alanı: Belediye Sınırları ve İstisnalar
TCK m. 184/4 uyarınca, üçüncü fıkra hariç madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır; belediye sınırları dışında kalan ve özel imar rejimine tabi olmayan alanlarda birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz. Ayrıca altıncı fıkra gereği, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılar bakımından uygulanmaz; bu tarih, maddenin yürürlüğe girdiği döneme ilişkin bir geçiş hükmüdür.
Etkin Pişmanlık: Ruhsata Uygun Hale Getirme (f.5)
Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, birinci ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu düzenleme, failin binayı mevzuata uygun hale getirmesini teşvik eden bir etkin pişmanlık hükmüdür; ancak üçüncü fıkra kapsamındaki sınai faaliyet izni suçu bu hükmün kapsamı dışındadır.

İmar Kirliliği Suçu ile İdari Yaptırımlar Arasındaki Fark
Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşma, İmar Kanunu çerçevesinde ayrıca idari yaptırımlara da tabidir; belediye veya il özel idaresi, yapının mühürlenmesine, idari para cezası uygulanmasına ve gerektiğinde yıkım kararı alınmasına karar verebilir. Kesilen idari para cezasına karşı izlenecek dava süreci ve süreler için vergi ve idari para cezasına karşı dava başlıklı yazımıza bakılabilir; ceza kesinleştiği halde ödenmezse tahsil aşamasında haciz ihbarnamesi süreci de gündeme gelebilir. Bu idari süreç, TCK m. 184 kapsamındaki ceza soruşturmasından bağımsız olarak yürütülür; bir yapı hakkında hem idari para cezası ve yıkım kararı hem de ayrı bir ceza davası aynı anda gündeme gelebilir. Ceza davasında beraat edilmesi veya davanın düşmesi, idari yaptırımların otomatik olarak kalkacağı anlamına gelmez; bu iki süreç ayrı hukuki dayanaklara sahiptir ve ayrı ayrı takip edilmelidir.
Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Adli Para Cezasına Çevrilmesi
TCK m. 184’te öngörülen hapis cezalarının infazı bakımından, TCK m. 50 ve 51’de düzenlenen genel hükümler (kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, cezanın ertelenmesi) diğer koşulların varlığı halinde uygulanabilir. Bu imkanların somut bir dosyada geçerli olup olmadığı; failin geçmişteki adli sicili, verilen cezanın süresi ve mahkemenin takdiri gibi unsurlara bağlıdır ve genellemeye elverişli değildir. Bu nedenle erteleme veya seçenek yaptırıma çevirme talebinin dosya bazında değerlendirilmesi gerekir.
Soruşturma, Kovuşturma ve Zamanaşımı
İmar kirliliğine neden olma suçu şikayete bağlı bir suç değildir; savcılık, belediye zabıtası veya herhangi bir kişinin ihbarı üzerine resen soruşturma başlatılır. Soruşturma aşamasında ve incelemesi yapılarak yapının ruhsat durumu ve projeye uygunluğu teknik olarak tespit edilir. Kovuşturma aşamasında görevli mahkeme, cezanın üst sınırı beş yılı geçmediğinden asliye ceza mahkemesidir; yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir, yani yapının fiilen inşa edildiği yer. Dava zamanaşımı bakımından, TCK m. 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır; bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve dava zamanaşımını kesen veya durduran hallerde yeniden hesaplama yapılması gerekir.
İmar Affı Düzenlemeleriyle İlişki
Geçmişte çıkarılan imar barışı ve benzeri düzenlemeler, belirli şartları taşıyan yapılar için Yapı Kayıt Belgesi alınmasına imkan tanımış olsa da, bu tür düzenlemelerin kapsamı ve süresi kanunla sınırlıdır ve her yapı için otomatik bir ceza muafiyeti sağlamaz. Bir yapının güncel olarak böyle bir düzenleme kapsamında olup olmadığının ve ceza sorumluluğuna etkisinin, ilgili kanun metni ve dosyanın somut koşulları üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Yapı Kayıt Belgesi almış olmak, imar mevzuatı bakımından bazı idari sonuçlar doğursa da, tek başına ve otomatik olarak TCK m. 184 kapsamındaki ceza sorumluluğunu ortadan kaldırdığı anlamına gelmez; bu konudaki güncel düzenlemelerin kapsamı dönem dönem değişebildiğinden, belge tarihinin ve kanunun yürürlük tarihinin dosya bazında incelenmesi gerekir.

Fotoğraf: Blogtrepreneur, Kaynak: Wikimedia Commons (CC BY 2.0)
Ruhsatsız yapılaşma çoğu zaman ilişkisi içinde ortaya çıkar; yüklenicinin ve arsa sahibinin sözleşmesel sorumlulukları için kat karşılığı inşaat sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Yapı Denetim Görevlisi ve Belediye Personelinin Sorumluluğu
TCK m. 184/2, ruhsatsız başlatılan inşaatlara altyapı bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişiyi cezalandırırken, uygulamada bu görevi ihmal eden belediye veya kurum personelinin sorumluluğu ayrı bir tartışma konusudur. Kamu görevlisinin görevini kötüye kullanma kastıyla mı yoksa ihmali bir davranışla mı hareket ettiği, TCK m. 184/2 ile görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257) arasındaki sınırın belirlenmesinde önemlidir. Yapı denetim kuruluşlarının ve görevlilerinin sorumluluğu ise öncelikle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında idari ve mesleki yaptırımlarla, gerektiğinde ayrı ceza sorumluluğuyla değerlendirilir.
Örnek Olay (Temsili)
Aşağıdaki örnek tamamen kurgusal olup gerçek bir müvekkil veya dosyaya dayanmamaktadır, yalnızca suçun uygulamasını anlatmak amacıyla temsili olarak hazırlanmıştır.
(K) isimli kurgusal kişi, belediye sınırları içindeki arsasına ruhsat başvurusu tamamlanmadan üç katlı bir bina inşaatına başlar. Belediye zabıtası yaptığı denetimde ruhsatsız inşaatı tespit eder ve durumu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir. Soruşturma sonunda (K) hakkında TCK m. 184/1 kapsamında kamu davası açılır. Yargılama sürerken (K), belediyeye başvurarak eksik ruhsat işlemlerini tamamlar ve binayı onaylı projeye uygun hale getirir; bu durumun mahkemeye bildirilmesi üzerine, beşinci fıkra hükmü gereği açılmış olan kamu davası düşer. Bu kurgusal örnek, etkin pişmanlık hükmünün pratikte nasıl işleyebileceğini göstermektedir; ancak her dosyada ruhsata uygunluğun sağlanıp sağlanmadığı teknik olarak ayrıca incelenir.
Aynı kurgusal senaryoda, eğer (K) binayı ruhsata uygun hale getiremeseydi ve inşaatın belediye sınırları içinde tamamlandığı, 12 Ekim 2004 sonrasına ait olduğu tespit edilseydi, yargılama TCK m. 184/1 kapsamında sürecek ve mahkeme, dosyadaki bilirkişi raporları ile tanık beyanlarını değerlendirerek bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası arasında somut cezayı belirleyecekti. Bu temsili karşılaştırma, etkin pişmanlık hükmünün dosyanın seyrini nasıl kökten değiştirebileceğini göstermektedir.
Savunmada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Savunma açısından öncelikle failin kim olduğu, yani inşaatı fiilen “yapan veya yaptıran” kişinin doğru tespit edilmesi gerekir; birden fazla hissedarın bulunduğu arsalarda sorumluluğun kime ait olduğu somut delillerle ortaya konmalıdır. İkinci olarak, yapının belediye sınırları içinde mi yoksa özel imar rejimine tabi bir yerde mi bulunduğu, üçüncü olarak 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Son olarak, yargılama sürecinde ruhsata uygun hale getirme imkanının değerlendirilmesi, etkin pişmanlık hükmünden yararlanma ihtimalini gündeme getirebilir. Bilirkişi raporlarının içeriği de savunmada kritik bir rol oynar; raporun hangi tarihli imar mevzuatına göre hazırlandığı, ölçümlerin ve fotoğraflandırmanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı itiraz konusu edilebilir.
Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla sahip olunan haklar için ifade ve sorgu aşamasında şüphelinin hakları yazımıza bakabilirsiniz. TCK’nın güncel metnine TBMM mevzuat sayfasından, emsal kararlara ise Yargıtay Karar Arama sisteminden ulaşabilirsiniz.
Karşı Taraf Ne Yapacak?
İmar kirliliği davalarında iddia makamının da kendi ispat stratejisi vardır; bu stratejiye önceden hazırlıklı olmak savunmanın hangi noktalara odaklanacağını belirler.
- İnşaatın tespit tarihi suç tarihi olarak kabul edilip zamanaşımının henüz dolmadığı ileri sürülebilir. Buna karşı, inşaatın fiilen başladığı tarihin fotoğraf, imar dosyası kayıtları veya komşu beyanlarıyla netleştirilmesi gerekir.
- Failin ruhsatsız yapı inşa ettiğini bilerek hareket ettiği (kastı) iddia edilebilir. Ruhsat başvurusunun yapıldığını veya sürecin devam ettiğini gösteren belgelerin sunulması bu iddiayı zayıflatabilir.
- Arsa sahibinin de “yaptıran” sıfatıyla sorumlu olduğu iddia edilebilir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi veya vekaletname ile ruhsat sürecini fiilen kimin yürüttüğünün belgelerle ortaya konması bu iddiayı karşılar.
- Etkin pişmanlık hükmünün somut olayda uygulanamayacağı, binanın hâlâ ruhsata aykırı olduğu ileri sürülebilir. Belediyeden alınan onaylı proje ve ruhsata uygunluk belgesinin mahkemeye sunulması bu itirazı karşılamada belirleyicidir.
- Yapının belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi bir yerde olduğu, madde kapsamına girdiği iddia edilebilir. Yerin imar durumuna ve belediye sınırlarına ilişkin resmi kayıtların (tapu kaydı, belediye sınır haritası) incelenmesi bu hususu netleştirir.
Hangi iddianın öne çıkacağı yapının durumuna, ruhsat sürecinin aşamasına ve sorumluluğun kime ait olduğuna göre değişir; bu nedenle ilgili belgelerin soruşturma başlamadan önce toplanması önemlidir. Dosyanızın hangi savunmayla karşılaşacağını önceden değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İmar kirliliği suçu şikayete bağlı mıdır?
Hayır. Suç resen soruşturulur; savcılık, belediye zabıtası veya herhangi bir kişinin ihbarı üzerine soruşturma başlatılabilir.
Ruhsatsız yapıyı sonradan ruhsata uygun hale getirirsem ceza almam mı?
TCK m. 184/5 uyarınca, birinci ve ikinci fıkra bakımından bina imar planına ve ruhsatına uygun hale getirilirse kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer; ancak üçüncü fıkra kapsamındaki sınai faaliyet izni suçu bu hükmün dışındadır.
Köyde veya belediye sınırları dışında yapılan ruhsatsız inşaat cezalandırılır mı?
Üçüncü fıkra hariç, madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır; bu alanların dışında birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.
Davanın görüleceği mahkeme hangisidir?
Cezanın üst sınırı beş yılı geçmediğinden, imar kirliliğine neden olma suçuna ilişkin davalar asliye ceza mahkemesinde görülür.
Dava zamanaşımı süresi ne kadardır?
TCK m. 66/1-e uyarınca, beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bu suçta dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
Müteahhit ile arsa sahibi aynı anda sorumlu tutulabilir mi?
Yapıyı fiilen yapan müteahhit ile yaptıran arsa sahibinin her ikisi de somut olayda kastı ve fiili katkısı bulunuyorsa fail olarak değerlendirilebilir; bu husus dosyanın delillerine göre ayrı ayrı incelenir.
Belediyenin yıkım kararı vermesi ceza davasını etkiler mi?
Hayır. İdari yıkım kararı ve idari para cezası, TCK m. 184 kapsamındaki ceza soruşturmasından bağımsız bir süreçtir; biri diğerinin otomatik sonucu değildir ve ayrı ayrı takip edilmesi gerekir.
Hapis cezası ertelenebilir mi?
TCK m. 51’de düzenlenen erteleme kurumu, failin geçmişi ve verilen cezanın süresi gibi koşullara bağlı olarak somut dosyada uygulanabilir; bu konuda genel bir kural verilemez, dosyanın mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Fotoğraf: advokatsmart.no, Kaynak: Wikimedia Commons (CC BY 2.0)
Sonuç
İmar kirliliğine neden olma suçu, görünürde idari bir imar ihlali gibi algılansa da beş yıla kadar hapis cezası öngören ciddi bir suç tipidir. Fıkralar arasındaki ayrımın, uygulama alanının ve etkin pişmanlık hükmünün doğru değerlendirilmesi, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında belirleyici olur. Bu konudaki dosyanızın değerlendirilmesi için ceza hukuku uzmanlık alanımız hakkında bilgi alabilirsiniz. Somut durumunuzun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir.
İlgili Yazılar ve Kaynaklar
Bu konuyla bağlantılı olarak nitelikli dolandırıcılık suçu ve ifade ve sorgu aşamasında haklar başlıklı yazılarımız da faydalı bilgiler içermektedir. Güncel veri ve mevzuat takibi için Yargıtay Karar Arama Sistemi ile Türkiye Barolar Birliği kaynaklarından yararlanılabilir.
Süre Tablosu
| Süre | Ne kadar | Başlangıç |
|---|---|---|
| Dava zamanaşımı | 8 yıl | Suçun işlendiği tarihten itibaren |
Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- tbmm.gov.tr
- Yargıtay Karar Arama Sistemi
- Türkiye Barolar Birliği
- KVKK Veri İhlali Bildirimi: 72 Saat Kuralı ve Madde 12
İlgili Yazılar
- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Gecikme ve Cezai Şart
- Vergi ve İdari Para Cezasına Karşı Dava: Süre ve Yürütmenin Durdurulması
- Haciz İhbarnamesi (89/1-89/2-89/3): Üçüncü Kişi Ne Yapmalı?
- İfade ve Sorgu Aşamasında Şüphelinin Hakları: İlk 24 Saat
- Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık Ayrımı: Bilişim Yoluyla İşlenme
- Uzlaştırma Kapsamındaki Suçlar ve Uzlaşmanın Sonuçları
- Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB): Şartlar ve Denetim Süresi
- Tutuklamaya İtiraz ve Adli Kontrol Kararları
- İmar Kirliliği Suçunda Etkin Pişmanlık ve Yıkım Kararı
- İmar Para Cezasına İtiraz ve İptal Davası
- Forex ve Yatırım Dolandırıcılığında Hukuki Başvuru Yolları
- Uyuşturucu Madde Kullanma ve Bulundurma (TCK 191): Denetimli Serbestlik
- Resmî Belgede Sahtecilik Suçu ve Unsurları
- Banka Hesabını ve IBAN'ını Başkasına Kullandırmanın Cezası
Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu yazı 17.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
Av. Yahya Köse
İcra ve İflas Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Kira ve Hukuku, Ceza Hukuku, Uyuşmazlık Çözümü, Önleyici Hukuk
Avukat profilini görüntüleyin





