
Evlilik birliği sona erdiğinde eşler arasında en çok uyuşmazlık yaratan konulardan biri hesabıdır. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 218-241. maddeleri arasında düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi, evlilik süresince edinilen malların tasfiyesinde her eşe diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkı tanır. Bu yazıda mal rejiminin tasfiyesi sürecinin nasıl işlediğini, katılma alacağının hangi formülle hesaplandığını ve dava açma süresini güncel mevzuat çerçevesinde ele alıyoruz.
Önemli Çıkarımlar
- Katılma alacağı, TMK m.231 uyarınca hesaplanan “artık değer”in yarısı üzerindeki hak sahipliğidir.
- Dava açma süresi, kural olarak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.
- Değerleme, malın mevcudiyetine göre rejimin sona erdiği tarihte, parasal karşılığına göre ise karar tarihinde yapılır (TMK m.232).
- Kişisel mallar (TMK m.220) katılma alacağı hesabına dahil edilmez; ancak bu mallardan elde edilen gelir edinilmiş mal sayılabilir.
- Taraflar arasında mal rejimi sözleşmesi varsa (TMK m.202/2), katılma alacağı yerine seçilen rejimin kuralları uygulanır.
Mal Rejiminin Tasfiyesi Nedir?
Mal rejiminin tasfiyesi, evliliğin boşanma, ölüm veya mal rejiminin sözleşmeyle değiştirilmesi yoluyla sona ermesi halinde, eşlerin edindiği malların TMK m.218 vd. hükümlerine göre paylaştırılması sürecidir (Türkiye Barolar Birliği’nin yayınları ve dergipark.org.tr’de yer alan akademik incelemeler, 2026). Kanunda aksi kararlaştırılmadıkça evlenen çiftler kendiliğinden edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olur.
Yasal Mal Rejimi ve Seçimlik Rejimler
TMK m.202 uyarınca eşler, evlenme sırasında veya evlilik süresince noterde düzenlenecek bir mal rejimi sözleşmesiyle mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilir. Sözleşme yoksa yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olur. Uygulamada evliliklerin büyük çoğunluğu bu yasal rejime tabidir, bu nedenle boşanma davalarında katılma alacağı talepleri sıkça karşımıza çıkar.
Edinilmiş Mal ile Kişisel Mal Ayrımı Nasıl Yapılır?
TMK m.219’a göre edinilmiş mal, bir eşin evlilik birliği süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir; maaş, kira geliri, ticari kazanç ve sosyal güvenlik ödemeleri bu kapsamdadır. Kişisel mallar ise TMK m.220 uyarınca evlilikten önce sahip olunan mallar ile miras veya bağış yoluyla edinilen değerlerdir.

Kişisel Malın Katılma Alacağına Etkisi
Kişisel mal olarak nitelendirilen bir taşınmaz kural olarak tasfiyeye dahil edilmez. Ancak bu malın satılmasıyla elde edilen bedelin yeniden yatırıma dönüştürülmesi (örneğin başka bir taşınmaz alımı) halinde, yeni malın kişisel mal sayılıp sayılmayacağı ispat yüküne ve malın niteliğine göre değerlendirilir. Kişisel malın gelirleri (örneğin kişisel bir dairenin kira geliri), aksi belirlenmedikçe edinilmiş mal sayılır ve tasfiyeye dahil edilir. Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri, evlilik öncesi alınan bir taşınmazın evlilik içinde ortak gelirle yapılan tadilat veya borç ödemeleriyle değer kazanmasıdır; bu durumda malın kendisi kişisel kalmaya devam etse de, değer artışına katkı sağlayan eş lehine TMK m.227 kapsamında bir değer artış payı alacağı doğabilir.
Ziynet Eşyası ve Kişisel Kullanım Malları
Düğünde takılan ziynet eşyaları (altın, para) Yargıtay içtihatlarında istikrarlı biçimde kadına ait kişisel mal sayılır ve mal rejimi tasfiyesinden bağımsız olarak, ayrı bir talep türü olan “ziynet eşyası alacağı” davasına konu olur; bu nedenle katılma alacağı davasıyla karıştırılmamalıdır. Kişisel kıyafet, protez, meslek aletleri gibi münhasıran kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar da TMK m.220 kapsamında kişisel mal sayılır.
Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır?
TMK m.231 uyarınca artık değer, bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan tutardır; her eş diğerinin artık değerinin yarısına katılma alacağı olarak hak kazanır ve karşılıklı alacaklar takas edilir.
| Hesaplama Adımı | Dayanak | Açıklama |
|---|---|---|
| 1. Edinilmiş malların tespiti | TMK m.219 | Evlilik süresince edinilen tüm değerler listelenir. |
| 2. Eklenecek değerler | TMK m.229 | Diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar eklenir. |
| 3. Denkleştirme | TMK m.230 | Bir mal grubundan diğerine yapılan katkılar denkleştirilir. |
| 4. Artık değerin bulunması | TMK m.231 | Edinilmiş mal değerinden borçlar düşülür. |
| 5. Katılma alacağı | TMK m.236 | Artık değerin yarısı diğer eşe alacak olarak tanınır. |
Değerleme Hangi Tarihe Göre Yapılır?
TMK m.232 uyarınca malın halen mevcut olup olmadığı, mal rejiminin sona erdiği tarihe göre belirlenir; ancak malın parasal değeri, mahkemenin karar verdiği tarihteki rayiç bedel üzerinden hesaplanır. Bu ayrım, özellikle enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde taşınmaz ve araç gibi malların güncel piyasa değerinin incelemesiyle tespit edilmesini zorunlu kılar.
Katılma Alacağı Davasında Zamanaşımı Süresi
Katılma alacağı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren TBK m.146 uyarınca genel hükümlere göre 10 yıllık süresine tabidir. Süre, boşanma kararının kesinleştiği tarihte işlemeye başlar; bu nedenle boşanmadan yıllar sonra da katılma alacağı talep edilebilir.
Ölüm Halinde Tasfiye
Eşlerden birinin ölümü halinde mal rejimi kendiliğinden sona erer ve sağ kalan eş, ölen eşin mirasçılarına karşı katılma alacağı talebinde bulunabilir. Bu durumda tasfiye, miras paylaşımından önce yapılır; sağ kalan eşin katılma alacağı miras kütlesinden ayrı bir hak olarak değerlendirilir. Mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiği durumlarda başvurulabilecek davası hakkında ayrıntılı bilgiye saklı pay ve tenkis davası yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Katılma Alacağının Diğer Aile Hukuku Talepleriyle İlişkisi
Katılma alacağı, ve maddi/ taleplerinden bağımsız bir hukuki kurumdur; TMK m.174-176 kapsamındaki tazminat ve nafaka talepleri boşanmanın sonuçlarına ilişkinken, katılma alacağı evlilik süresince edinilen malların paylaşımına ilişkindir. Bu nedenle bir eş, hem boşanma davasında tazminat hem de katılma alacağı taleplerini aynı anda ileri sürebilir; mahkeme bu talepleri ayrı kalemler olarak değerlendirir. Boşanma sürecinde sıklıkla gündeme gelen bir diğer konu olan çocuğun velayetinin kime bırakılacağı ayrı bir değerlendirme gerektirir; bu konudaki ölçütlere velayette çocuğun üstün yararı başlıklı yazımızda yer verdik.
Nafaka Artırımı ile Karıştırılmaması Gereken Noktalar
Katılma alacağı tek seferlik bir tasfiye işlemiyken, nafaka artırım davası düzenli ödemelerin güncellenmesine ilişkindir; ikisi farklı hukuki dayanaklara sahip olduğundan bir davanın açılmış olması diğerinin açılmasına engel oluşturmaz. Nafaka artırım davasının şartları ve süreci bu konuya özgü yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.
Hangi Mahkemede ve Nasıl Dava Açılır?
Katılma alacağı davasında görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir; boşanma davasıyla birlikte açılan taleplerde boşanma davasına bakan mahkeme yetkili olabilir. Dava dilekçesinin taşıması gereken zorunlu unsurlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir.
Boşanma Davasıyla Birlikte mi, Ayrı mı Açılmalı?
Katılma alacağı talebi boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi, boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Uygulamada mal varlığının netleşmesi zaman aldığından, birçok dosyada bu talep boşanmanın kesinleşmesinin ardından ayrı açılmaktadır. Dava dilekçesinde tarafların edinilmiş ve kişisel mallarının ayrı ayrı gösterilmesi, ispat yükünün doğru dağılması açısından önemlidir. Taraflar boşanma konusunda anlaşabiliyorsa süreç önemli ölçüde hızlanabilir; bu alternatifin nasıl işlediğini İzmir’de anlaşmalı boşanma başlıklı yazımızda ele aldık.
Dava Harcı ve Yargılama Giderleri
Katılma alacağı davası nispi harca tabidir; harç, dava değeri olarak gösterilen talep tutarı üzerinden Harçlar Kanunu’na ekli tarifeye göre hesaplanır. Ayrıca bilirkişi ücreti, gideri gibi yargılama giderleri de dava süresince taraflarca karşılanır ve dava sonunda haksız çıkan taraf bu giderlerden sorumlu tutulabilir. Güncel harç tutarları için dava harcı hesaplama aracımız kullanılabilir.

Dava Sürecinde İspat Yükü ve Bilirkişi İncelemesi
Katılma alacağı davalarında ispat yükü, malın edinilmiş mi yoksa kişisel mi olduğunu iddia eden tarafa aittir; TMK m.222 uyarınca bir eşin edinilmiş mal olmadığını iddia ettiği bir malın kişisel mal olduğunu ispatlaması gerekir, aksi halde mal edinilmiş sayılır. Bu karine, uygulamada dava sonucunu doğrudan etkileyen en önemli hususlardan biridir. Boşanmanın çekişmeli geçtiği dosyalarda delil toplama stratejisinin önemine çekişmeli boşanmada deliller başlıklı yazımızda değindik.
Bilirkişi Raporunun Rolü
Taşınmaz, araç, şirket hissesi gibi malların güncel rayiç değerinin belirlenmesi teknik bilgi gerektirdiğinden mahkemeler genellikle gayrimenkul değerleme uzmanı, mali müşavir veya aktüer bilirkişilerden rapor alır. Bilirkişi, malın edinim tarihindeki değerini, varsa kredi borcunu ve karar tarihindeki güncel rayiç bedelini ayrı ayrı hesaplayarak artık değer tablosunu oluşturur. Taraflar bilirkişi raporuna karşı itirazlarını somut ve belgeye dayalı şekilde sunmalıdır; soyut itirazlar mahkeme tarafından dikkate alınmayabilir.

Banka Kayıtları ve Gelir Belgelerinin Önemi
Bir malın hangi eşin geliriyle edinildiğinin ispatında banka hesap dökümleri, tapu kayıtları, kredi sözleşmeleri ve maaş bordroları belirleyici delillerdir. Özellikle uzun süreli evliliklerde mal varlığının kaynağını gösteren belgelerin saklanması, tasfiye aşamasında ispat yükünü büyük ölçüde kolaylaştırır.
Yabancı Unsurlu Evliliklerde Katılma Alacağı
Taraflardan birinin yabancı uyruklu olduğu evliliklerde mal rejimine hangi ülke hukukunun uygulanacağı, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerine göre belirlenir; taraflar aksini kararlaştırmadıkça evlenme anındaki müşterek milli hukuk, bu yoksa müşterek mutat mesken hukuku uygulanır. Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından ise kural olarak taşınmazın bulunduğu yer hukuku (Türk hukuku) esas alınır. Bu tür dosyalarda yabancı hukukun içeriğinin tespiti için bilirkişi görüşüne başvurulması sık karşılaşılan bir durumdur.
Katılma Alacağının Ödenmesi ve İcra Süreci
Mahkeme kararıyla belirlenen katılma alacağı kesinleştikten sonra borçlu eş tarafından ödenmezse, alacaklı eş ilamlı icra takibi başlatarak alacağını cebri icra yoluyla tahsil edebilir; bu süreçte İcra ve İflas Kanunu’nun ilamların icrasına ilişkin genel hükümleri uygulanır (bkz. icra ve iflas hukuku uzmanlık alanımız).
Taksitle Ödeme ve Teminat İmkanı
Mahkeme, borçlu eşin ekonomik durumunu dikkate alarak katılma alacağının taksitle ödenmesine karar verebilir; TMK m.239 uyarınca hakim, tasfiyeyi kolaylaştırmak amacıyla ödemeye ilişkin süre tanıyabilir ve gerektiğinde alacağın güvence altına alınmasını isteyebilir. Bu düzenleme, özellikle tek malın taşınmaz olduğu ve nakit ödeme gücünün sınırlı olduğu dosyalarda önem taşır.
Faiz Talebi
Katılma alacağına, kural olarak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilebilir; alacaklı eş, faiz talebini dava dilekçesinde açıkça belirtmelidir. Güncel yasal faiz hesaplama aracımız üzerinden tahmini tutarlar incelenebilir.
Mal Rejimi Sözleşmesiyle Önceden Belirleme İmkanı
Eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince noterde düzenlenecek bir mal rejimi sözleşmesiyle yasal rejim yerine mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı gibi başka bir rejimi seçebilir; bu tercih, ileride olası bir tasfiye sürecinde belirsizliği azaltmanın önleyici hukuk açısından etkili bir yoludur.
Mal Ayrılığı Rejiminin Sonuçları
Mal ayrılığı rejiminde her eş kendi malının maliki olarak kalır ve evlilik sona erdiğinde katılma alacağı gibi bir hesaplaşma yapılmaz; bu rejim özellikle ticari faaliyeti olan veya önceden yüksek mal varlığına sahip eşler tarafından tercih edilebilir. Ancak mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması, katkı payı alacağı gibi genel hükümlere dayalı taleplerin ileri sürülmesine engel değildir.
Sık Karşılaşılan Hatalar
Katılma alacağı taleplerinde en sık görülen hatalardan biri, kişisel mal ile edinilmiş malın karıştırılmasıdır; örneğin evlilik öncesi alınan bir taşınmazın evlilik içinde yapılan tadilat masraflarının nasıl değerlendirileceği çoğu zaman gözden kaçar. Bir diğer hata, dava dilekçesinde talep edilen malların tek tek ve delilleriyle gösterilmemesidir; genel ve muğlak taleplerde mahkeme ek süre vererek delil ve dayanakların netleştirilmesini isteyebilir. Ayrıca zamanaşımı süresinin yanlış hesaplanması, hak kaybına yol açabilecek en kritik hatalardan biridir.
| Durum | Uygulanacak Kural |
|---|---|
| Evlilik öncesi edinilen taşınmaz | Kişisel mal sayılır, tasfiyeye dahil edilmez (TMK m.220) |
| Evlilik içinde maaşla alınan araç | Edinilmiş mal sayılır, tasfiyeye dahildir (TMK m.219) |
| Miras yoluyla edinilen taşınmaz | Kişisel mal sayılır (TMK m.220/2) |
| Kişisel malın kira geliri | Aksi ispatlanmadıkça edinilmiş mal sayılır (TMK m.219/4) |
| Diğer eşin rızası olmadan yapılan bağış | Eklenecek değer olarak hesaba katılır (TMK m.229) |
Evlilik Süresi Katılma Alacağı Miktarını Etkiler mi?
Evlilik süresinin uzunluğu, katılma alacağının hukuki dayanağını değiştirmez ancak pratikte daha uzun evliliklerde edinilmiş mal varlığının daha fazla birikmiş olması, hesaplanan artık değeri ve dolayısıyla katılma alacağı miktarını doğrudan etkiler. Kısa süreli evliliklerde taraflar arasında edinilmiş mal sayısı sınırlı olabileceğinden dava konusu genellikle tek bir taşınmaz veya araçla sınırlı kalabilirken, uzun süreli evliliklerde birden fazla mal grubunun (taşınmaz, araç, şirket hissesi, birikim hesabı) ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Evlilik Öncesi Borçların Durumu
Bir eşin evlilik öncesinden gelen kişisel borcu, evlilik içinde edinilmiş mal varlığıyla ödenmişse, bu ödemenin denkleştirme yoluyla diğer eşin lehine dikkate alınıp alınmayacağı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir; bu tür karma durumlar genellikle bilirkişi incelemesi gerektiren en karmaşık hesaplama senaryolarındandır.
Temsili Örnek Olay
Aşağıdaki örnek tamamen kurgusal olup gerçek bir müvekkil veya dosyaya dayanmamaktadır, yalnızca hesaplama mantığını göstermek amacıyla temsili olarak hazırlanmıştır. On iki yıllık bir evlilikte eşlerden biri adına edinilen bir dairenin, boşanma davası sırasında yapılan bilirkişi incelemesinde güncel rayiç değerinin belirlendiği, dairenin alımında diğer eşin kişisel malından yapılan katkının denkleştirme yoluyla hesaba katıldığı ve sonuçta artık değerin yarısının katılma alacağı olarak diğer eşe hükmedildiği bir senaryo düşünülebilir. Bu kurgusal dosyada süreç şu şekilde ilerleyebilir: önce taraflar mal beyanında bulunur, ardından mahkeme gayrimenkul değerleme bilirkişisi görevlendirir, bilirkişi dairenin edinim tarihindeki ve karar tarihindeki değerini ayrı ayrı hesaplar, kalan kredi borcu düşülür ve son olarak denkleştirme kalemi eklenerek nihai artık değer bulunur. Böyle bir dosyada bilirkişi raporu, katkı oranının ispatı ve değerleme tarihi belirleyici unsurlardır; taraflardan biri rapora itiraz ederse mahkeme ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir.

Karşı Taraf Ne Yapacak?
Katılma alacağı davalarında diğer eşin de savunma stratejisi vardır; bu stratejilere hazırlıklı olmak, bilirkişi incelemesinden önce doğru belgelerin toplanmasını sağlar.
Malın kişisel mal olduğu, edinilmiş mal olmadığı iddiası. Diğer eş, taşınmazın evlilik öncesinden veya miras/bağış yoluyla geldiğini savunabilir. TMK m.222 uyarınca bir malın kişisel olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak zorundadır; tapu tarihi, miras ilamı veya bağış sözleşmesiyle bu iddia değerlendirilir.
Malın değerinin düşük gösterildiği veya borcunun yüksek olduğu iddiası. Diğer eş, taşınmazın güncel rayiç değerine veya üzerindeki kredi borcuna itiraz edebilir. Bu durumda bağımsız bir gayrimenkul değerleme veya mali müşavir bilirkişisi raporu talep edilir.
Katkının kişisel maldan yapıldığı iddiası. Diğer eş, malın alımına kendi kişisel malından katkı sağladığını ileri sürebilir. Bu iddia, banka hesap dökümleri ve para transferi kayıtlarıyla karşılanır.
Zamanaşımı def’i. Diğer eş, boşanma kararının kesinleşmesinden bu yana on yıllık sürenin dolduğunu savunabilir. Bu iddia, kararın kesinleşme tarihini gösteren resmi kayıtla değerlendirilir.
Dosyanın somut şartlarına göre bu savunmalardan hangisinin öne çıkacağı değişebilir; bu nedenle mal varlığına ilişkin belgelerin dava açılmadan önce toplanması önemlidir. Dosyanızın hangi savunmayla karşılaşacağını önceden değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Katılma alacağı ile katkı payı alacağı aynı şey midir?
Hayır. Katkı payı alacağı, 1 Ocak 2002 öncesi mal ayrılığı rejiminin uygulandığı dönemde bir eşin diğerinin malına yaptığı katkının haksız zenginleşme hükümlerine göre talep edilmesidir; katılma alacağı ise 2002 sonrası yasal rejim olan edinilmiş mallara katılma rejimine özgü bir kurumdur.
Evlilik dışı birliktelikte katılma alacağı istenebilir mi?
Hayır, katılma alacağı yalnızca resmi evlilik birliğine özgü bir haktır; evlilik dışı birlikteliklerde genel hükümlere göre katkı payı veya haksız zenginleşme talepleri gündeme gelebilir.
Eşlerden biri malı üçüncü kişiye devrederse ne olur?
TMK m.229 uyarınca, tasfiyeyi azaltmak amacıyla diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar, edinilmiş mallara eklenecek değerler arasında sayılır ve katılma alacağı hesabına dahil edilir.
Katılma alacağı miras hukukunu nasıl etkiler?
Eşlerden biri öldüğünde önce mal rejimi tasfiyesi yapılır ve sağ kalan eşin katılma alacağı belirlenir; miras paylaşımı bu tasfiyeden sonra kalan mal varlığı üzerinden yapılır.
Yurt dışındaki mal varlığı tasfiyeye dahil midir?
Evlilik süresince edinilmiş olması şartıyla yurt dışındaki mal varlığı da tasfiyeye dahil edilebilir; ancak yabancı ülkedeki malın tespiti ve değerlemesi için ek belge ve bazen yabancı hukuk uzman görüşü gerekebilir.
Dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?
Katılma alacağı gibi aile hukukundan kaynaklanan mal rejimi tasfiyesi talepleri, ticari nitelikte olmadığından zorunlu kapsamında değildir; taraflar isterlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Şirket hisseleri katılma alacağı hesabına dahil edilir mi?
Evet, evlilik süresince kurulan veya edinilen bir şirketteki hisseler edinilmiş mal sayılır ve değerlemesi mali müşavir veya şirket değerleme uzmanı bilirkişi tarafından yapılır; hissenin gerçek piyasa değeri, defter değerinden farklı olabileceği için bu tür dosyalarda detaylı inceleme gerekir.
Boşanma protokolünde mal paylaşımı yapılmışsa sonradan katılma alacağı istenebilir mi?
Taraflar anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımını kesin ve karşılıklı olarak düzenlemişse, protokolde açıkça feragat edilmeyen haklar saklı kalmak kaydıyla, protokolün kapsamındaki konularda yeniden dava açılması genellikle mümkün olmaz; bu nedenle protokol imzalanmadan önce mal varlığının eksiksiz değerlendirilmesi önemlidir.
Süre Tablosu
| Süre | Ne kadar | Başlangıç |
|---|---|---|
| Katılma alacağı davasında zamanaşımı | 10 yıl | Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren |
Kaynaklar
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr)
- Resmi Gazete (resmigazete.gov.tr)
İlgili Yazılar
- Saklı Pay ve Tenkis Davası: Mirasçının Hakkı Nasıl Korunur?
- Velayette Çocuğun Üstün Yararı: Mahkeme Neye Bakar?
- Nafaka Artırım Davası: TÜFE Oranı, Şartlar ve Dava Zamanı
- İzmir’de Anlaşmalı Boşanma: Protokol, Duruşma ve Süreç (2026)
- Çekişmeli Boşanmada Deliller: Neler Kullanılabilir, Neler Hukuka Aykırı?
- Mirasın Reddi Süresi: Usul ve Borçlu Miras Bırakan Hâli
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: Kim Talep Edebilir, Nasıl Belirlenir?
- Değer Kaybı Tazminatı 2026: Başvuru, Sigorta Tahkim ve Dava Yolu
- Trafik Kazasında Kusur Tespitine İtiraz: Tutanak, Bilirkişi, Dava
- Tedbir Nafakası: Dava Süresince Geçici Koruma
- Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması ve Azaltılması
- Aile Konutu Şerhi: Eşin Rızası Olmadan Satış Mümkün mü?
- Boşanmada Şirket Hisselerinin Paylaşımı ve Değer Tespiti
- Eşin Habersiz Tasarrufları ve Mal Kaçırmaya Karşı Tedbirler
- Boşanmada Ziynet Eşyası ve Düğün Takıları Kime Aittir?
- Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: TMK 166 ve Kusur Değerlendirmesi
Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu yazı 17.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Konuyla ilgili kanun değişiklikleri Resmi Gazete üzerinden takip edilebilir.
KCD Hukuk
Ekibimizi görüntüleyin





