Makale · 27.09.2026

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: TMK 166 ve Kusur Değerlendirmesi

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
Evlilik birliğinin sarsılmasını simgeleyen, parmaktan çıkarılan alyans

Evlilik birliğinin sarsılması, Türk hukukunda en sık başvurulan boşanma sebebidir. Çekişmeli boşanma davalarının büyük kısmı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 166’daki bu genel sebebe dayanır; zina, terk veya hayata kast gibi özel sebepler ise daha dar kalır. Davanın sonucu kadar boşanmanın mali sonuçlarını da belirleyen asıl mesele, eşlerin kusurunun nasıl değerlendirildiğidir.

Aşağıda TMK md. 166’nın dört fıkrasını ayrı ayrı ele alıyor, derecelerinin tazminat ve nafakaya etkisini tablo hâlinde gösteriyor ve 2024 yılında değişen bir yıllık fiili ayrılık kuralını açıklıyoruz.

Önemli Çıkarımlar

  • TMK md. 166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa her eş boşanma davası açabilir.
  • Davacının kusuru daha ağırsa davalı davaya itiraz edebilir; itiraz hakkın kötüye kullanılmasıysa ve korunmaya değer yarar kalmamışsa yine boşanmaya karar verilebilir (md. 166/2).
  • En az 1 yıl sürmüş evlilikte eşlerin birlikte başvurması veya davanın kabulü hâlinde anlaşmalı boşanma yolu açılır (md. 166/3).
  • 7532 s. Kanunla md. 166/4’teki süre 3 yıldan 1 yıla indirildi: ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl ortak hayat kurulamazsa boşanmaya karar verilir.
  • Kusur, boşanmanın kendisinden çok maddi ve (md. 174) ile yoksulluk nafakası (md. 175) taleplerinin sonucunu belirler.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Ne Demektir?

Evlilik birliğinin sarsılması, eşler arasındaki ilişkinin ortak hayatın devamı beklenemeyecek ölçüde bozulmasıdır. TMK md. 166/1 iki unsur arar: birliğin temelinden sarsılması ve bu nedenle ortak hayatın sürdürülmesinin eşlerden beklenememesi. Bu unsurlar somut olaylarla ispatlanmalıdır; genel bir geçimsizlik iddiası yeterli değildir.

Kanun, sarsılmaya yol açan olayları tek tek saymaz. Bu, madde 166’yı esnek kılar: sürekli hakaret, ilgisizlik, ekonomik baskı, ailelerin evliliğe müdahalesi, zina derecesine varmayan sadakatsizlik ya da eşin kişiliğini hedef alan davranışlar bu kapsamda değerlendirilebilir. Hâkim, olayların ağırlığını ve eşler üzerindeki etkisini somut dosyaya göre tartar.

TMK md. 184/1 uyarınca hâkim, boşanma davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Aynı maddenin 3. bendi tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağını belirtir. Bu nedenle davalının “evet, kavga ettik” demesi tek başına yeterli görülmez; tanık, yazışma ve belgelerle desteklenmiş bir anlatım gerekir.

Temelinden sarsılan evliliği anlatan kurumuş ve çatlamış toprak

Hangi Davranışlar Birliği Temelinden Sarsar?

Birliği sarsan davranışlar, TMK md. 185’teki evlilik yükümlülüklerinin ihlali etrafında toplanır. TMK md. 185/3 eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda olduğunu düzenler. Bu yükümlülükleri ağır veya sürekli biçimde ihlal eden davranışlar, uygulamada sarsılmanın tipik örnekleri olarak kabul edilir.

Sözlü ve Duygusal Şiddet, Hakaret ve Aşağılama

Eşe veya ailesine yönelik hakaretler, tehditler, küçümseyici sözler ve başkalarının önünde aşağılama, uygulamada en sık kusur olarak yüklenen davranışlardır. Fiziksel şiddet ise çoğu zaman “pek kötü davranış” niteliğinde olduğu için TMK md. 162’deki özel sebebe de dayanak olabilir. Şiddet varsa, boşanma davasından bağımsız olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı da talep edilebilir.

İlgisizlik, Ekonomik Baskı ve Ailelerin Müdahalesi

Eşin ev ve çocuk giderlerine katılmaması (TMK md. 186/3), maaşına el konulması, eşe harçlık verilerek ekonomik bağımlılık yaratılması veya aile büyüklerinin evliliğe sürekli karışmasına sessiz kalınması da sarsılmaya yol açabilir. Burada önemli olan, olayın tek seferlik bir tartışma mı yoksa süreklilik gösteren bir tutum mu olduğudur.

Zina Derecesine Varmayan Sadakatsizlik

Güven sarsıcı mesajlaşmalar, başka biriyle duygusal yakınlık ya da bu izlenimi uyandıran davranışlar, cinsel birliktelik ispatlanamasa bile madde 166 kapsamında ağır kusur sayılabilir. Cinsel birliktelik ispatlanabiliyorsa özel sebep olan zinaya dayanılabilir; bu farklar zina nedeniyle boşanma ve hak düşürücü süre yazısında ele alınmıştır.

Kusur Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

Mahkeme, her iki eşe yüklenen ve ispatlanan davranışları karşılaştırarak kusur durumunu belirler. TMK md. 184/4 hâkimin delilleri serbestçe takdir edeceğini düzenler. Sonuçta eşlerden biri tam, ağır veya daha az kusurlu ya da eşit kusurlu bulunur ve bu tespit mali sonuçları doğrudan etkiler.

Kusur Değerlendirmesinde Dikkate Alınmayan Olaylar

Yargıtay uygulamasında, eşlerin birbirine yüklediği olayların davadan önce affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı anlaşılıyorsa, bu olaylar kusur olarak dikkate alınmaz. Örneğin bir tartışmadan sonra barışılıp uzun süre olağan biçimde birlikte yaşanmışsa, o tartışma tek başına kusur dayanağı yapılamaz. Bunun yanında, dilekçede ileri sürülmeyen olaylar da genellikle kusur belirlemesinde kullanılamaz; bu, dilekçelerin ne kadar özenli hazırlanması gerektiğini gösterir.

Eşit Kusur Ne Anlama Gelir?

Eşlerin kusurlu davranışları ağırlık bakımından birbirine denkse eşit kusurdan söz edilir. Eşit kusur hâlinde boşanmaya karar verilebilir; ancak TMK md. 174/1’deki maddi tazminat “kusursuz veya daha az kusurlu” tarafa tanındığı için eşit kusurlu eş maddi tazminat alamaz. Yoksulluk nafakasında ise durum farklıdır: TMK md. 175 yalnızca “kusuru daha ağır olmamak” şartını arar.

Talep eden eşin kusuru Maddi tazminat (md. 174/1) Manevi tazminat (md. 174/2) Yoksulluk nafakası (md. 175)
Kusursuz İstenebilir Kişilik hakkı saldırıya uğramışsa istenebilir İstenebilir
Daha az kusurlu İstenebilir Kişilik hakkı saldırıya uğramışsa istenebilir İstenebilir
Eşit kusurlu İstenemez Yargıtay uygulamasında kural olarak istenemez İstenebilir
Daha ağır kusurlu İstenemez Kural olarak istenemez İstenemez
Tam kusurlu İstenemez İstenemez İstenemez

Tablo genel kuralı gösterir. Manevi tazminat için ayrıca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkının saldırıya uğraması gerekir; nafakada ise yoksulluğa düşme ve karşı tarafın mali gücü ayrıca araştırılır. Nafakanın sonradan değişen koşullarla kaldırılması ise yoksulluk nafakasının kaldırılması konusudur.

Boşanma sürecinde iskelede tek başına oturan ve başını dizlerine koyan kadın

Davalı Boşanmaya İtiraz Edebilir mi?

Evet, ancak sınırlı olarak. TMK md. 166/2 uyarınca davacının kusuru daha ağırsa, davalı açılan davaya itiraz edebilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine boşanmaya karar verebilir. İtirazın haklı olup olmadığı, kusurların karşılaştırılmasıyla belirlenir.

Davalının İtiraz Hakkı ve Kötüye Kullanma Sınırı

Bu itiraz, ağır kusurlu eşin kendi kusuruna dayanarak evliliği tek taraflı sona erdirmesini engellemeye yöneliktir. Örneğin uzun süredir başka biriyle yaşayan davacının açtığı davada, kusursuz davalı itiraz ederek boşanmayı önleyebilir. Buna karşılık davalı, evliliği sürdürme niyeti taşımadan yalnızca karşı tarafı cezalandırmak amacıyla itiraz ediyorsa, mahkeme bu itirazı TMK md. 2’deki hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde değerlendirir.

Uygulamada davalı itiraz etmek yerine karşı dava da açabilir. Karşı dava açan eş, kendisi de boşanmayı istediği için artık md. 166/2 itirazına dayanamaz; bu nedenle karşı dava açıp açmama kararı, yalnızca tazminat ve hesabıyla değil, itiraz hakkının kaybı ihtimaliyle birlikte düşünülmelidir.

Anlaşmalı Boşanma TMK 166/3’te Nasıl Düzenlenmiştir?

TMK md. 166/3 uyarınca evlilik en az 1 yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve mali sonuçlar ile çocuklara ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Davanın Dönüşümü

Çekişmeli olarak açılan bir dava, yargılama sırasında tarafların protokol üzerinde uzlaşmasıyla anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir. Bu hâlde ikrarların hâkimi bağlamayacağı kuralı uygulanmaz ve kusur araştırması yapılmaz. Ancak 1 yıllık süre dolmamışsa bu dönüşüm mümkün değildir. Protokolün içeriği ve duruşma süreci için anlaşmalı boşanmada protokol ve duruşma yazısına bakılabilir.

Ret Kararından Sonra 1 Yıl Kuralı Nasıl Uygulanır?

TMK md. 166/4, 14.11.2024 tarihli 7532 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Artık herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilir ve ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamazsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Değişiklikten önce bu süre 3 yıldı.

Fiili Ayrılık Süresi Nasıl Hesaplanır?

Süre, ret kararının verildiği günden değil, kesinleştiği günden başlar. İstinaf ve aşamaları süreyi uzatır; bu nedenle kesinleşme şerhli kararın alınması hesabın ilk adımıdır. Bu yolla açılan davada hâkim, boşanma için ayrıca kusur araştırmaz; eşlerden birinin istemi yeterlidir. Tazminat veya nafaka talebi ileri sürülürse, bu talepler için kusur ve diğer şartlar ayrıca değerlendirilir.

Önemli bir tuzak, ortak hayatın “yeniden kurulup kurulmadığı” meselesidir. Ret kararından sonra kısa süreli ve samimi bir birlikte yaşama girişimi olmuşsa, karşı taraf bu durumu ortak hayatın yeniden kurulduğu savunması olarak ileri sürebilir. Bu nedenle ayrılık dönemindeki ikamet, kira ve adres kayıtlarının düzenli tutulması yararlıdır.

Fıkra Kimin başvurabileceği Aranan şart Kusur araştırması
166/1 Her eş Birliğin temelinden sarsılması Yapılır
166/2 Davalının itirazı Davacının kusuru daha ağır Yapılır, kötüye kullanma denetlenir
166/3 Eşler birlikte veya kabulle Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalı Yapılmaz
166/4 Eşlerden biri Ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl ortak hayat kurulamaması Boşanma için yapılmaz

Kusurlu Davranışlar Mahkemede Nasıl İspatlanır?

Kusurlu davranışlar her türlü delille ispatlanabilir; boşanma olguları bakımından senetle ispat zorunluluğu yoktur. Ancak HMK md. 189/2 hukuka aykırı elde edilen delillerin dikkate alınamayacağını düzenler ve TMK md. 184/2 boşanma olguları hakkında yemin teklif edilmesini yasaklar. Bu nedenle ağırlık tanık ve belgelerdedir.

Tanık anlatımlarında mahkeme, tanığın olayı bizzat görüp görmediğine, duyduklarını kimden duyduğuna ve taraflarla yakınlığına bakar. Yalnızca taraflardan birinin kendisine anlattıklarını aktaran tanığın beyanı, olayı doğrudan gören tanığa göre daha zayıf kabul edilir. Bu nedenle tanık listesi hazırlanırken her tanığın hangi olayı gördüğü ayrı ayrı belirlenmelidir.

Hastane raporları, karakol tutanakları, koruma kararları ve eşler arasındaki yazışmalar tanık anlatımlarını destekleyen güçlü belgelerdir. Mesaj, ses kaydı ve arama kayıtlarının hukuka uygun elde edilip edilmediği ise ayrı bir değerlendirme gerektirir; bu konuda ses kaydı, WhatsApp ve HTS kayıtlarının delil değeri yazısına bakılabilir. Taraflardan birinin kendi beyanı ise, TMK md. 184/3 gereği ikrar olarak hâkimi bağlamaz; ancak diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Genel Sebep ile Özel Boşanma Sebepleri Arasındaki Fark Nedir?

Özel sebeplerde (TMK md. 161 ile 165) kanunda sayılan olgunun ispatı boşanma için yeterlidir; ayrıca birliğin sarsıldığı araştırılmaz. Genel sebepte ise sarsılmanın ve ortak hayatın beklenemezliğinin ispatı gerekir. Bir davada birden fazla sebebe birlikte dayanılabilir ve bu, uygulamada sık başvurulan bir yöntemdir.

Özel sebeplerin bir kısmı hak düşürücü sürelere bağlıdır: zina ve hayata kast için öğrenmeden itibaren 6 ay ve her hâlde 5 yıl (md. 161/2 ve md. 162/2) aranır. Bu süre kaçırılmışsa, aynı olaylar genel sebep kapsamında kusur olarak ileri sürülebilir. Böylece hak düşürücü sürenin geçmesi, olayların tamamen önemini yitirmesi anlamına gelmez; yalnızca özel sebep olarak kullanılamaz.

Hangi sebebe dayanılacağı, dava stratejisinin ilk kararıdır. Özel sebep ispatlandığında hâkim ayrıca sarsılma araştırmadığı için ispat daha dar bir alana odaklanır; buna karşılık özel sebebin ispatı çoğu zaman daha zordur. Bu nedenle uygulamada dilekçede özel sebebe asıl, genel sebebe ise terditli ya da ek olarak dayanılması sık tercih edilir.

Kusur değerlendirmesinde birbirinden uzaklaşan eşleri anlatan eller

Dava Açmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Genel sebebe dayanan davada sonucu belirleyen, dilekçede somutlaştırılan olaylar ve bunları destekleyen delillerdir. HMK md. 194 tarafların vakıaları somutlaştırmasını ve hangi delilin hangi vakıa için gösterildiğini belirtmesini zorunlu kılar. Hazırlık bu nedenle dava açılmadan önce, olayların tarihleri ve tanıkları netleştirilerek yapılmalıdır.

  • Olay kronolojisi: Tartışma, hakaret, evden ayrılma ve barışma tarihleri sırasıyla yazılmalı; affedilmiş sayılabilecek olaylar ayrıca işaretlenmelidir.
  • Tanık listesi: Olayları doğrudan gören komşu, akraba veya arkadaşların adları ve hangi olaya tanık oldukları belirlenmelidir.
  • Belge ve kayıtlar: Hastane ve karakol kayıtları, yazışmalar ve banka hareketleri toplanmalı; dijital delillerin hukuka uygunluğu önceden kontrol edilmelidir.
  • Yetki: Dava, TMK md. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yerinde veya son 6 aydır birlikte oturulan yerde açılabilir.
  • Geçici önlemler: Barınma, nafaka ve çocukların durumu için TMK md. 169’daki önlemlerin dava dilekçesinde talep edilip edilmeyeceği belirlenmelidir.

Delillerin hangi türünün kullanılabileceği ve hangisinin hukuka aykırı sayılacağı çekişmeli boşanmada deliller yazısında anlatılmıştır. Dava süresince geçici maddi destek için dava süresince tedbir nafakası, çocuklarla ilgili düzenleme için velayette çocuğun üstün yararı ölçütleri ayrıca incelenmelidir. Somut durumunuzun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir; genel çerçeve için aile ve boşanma hukuku sayfasına göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK 166’ya dayanan davalarda en çok sorulanlar, tek bir olayın boşanma için yeterli olup olmadığı, ağır kusurlu eşin dava açıp açamayacağı ve eşit kusurun mali sonuçlarıdır. Aşağıdaki kısa yanıtlar yalnızca genel çerçeveyi gösterir; sonuç her dosyada ileri sürülen ve ispatlanan olaylara göre değişir.

Tek bir kavga boşanma sebebi olur mu?

Tek bir olay, ağırlığına göre yeterli olabilir; örneğin eşin kişiliğini ağır biçimde hedef alan bir davranış birliği tek başına sarsabilir. Ancak olağan bir tartışma ve sonrasında barışma varsa, bu olay affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış sayılabilir ve kusur olarak dikkate alınmayabilir.

Ağır kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?

Açabilir. TMK md. 166/1 her eşe dava hakkı tanır. Ancak davacının kusuru daha ağırsa davalı md. 166/2 uyarınca itiraz edebilir. İtiraz hakkın kötüye kullanılması değilse ve evliliğin devamında korunmaya değer yarar varsa dava reddedilebilir.

Eşit kusurda nafaka alınabilir mi?

Yoksulluk nafakası için TMK md. 175 yalnızca talep edenin kusurunun daha ağır olmamasını arar; bu nedenle eşit kusurlu eş, yoksulluğa düşecekse nafaka isteyebilir. Maddi tazminat ise md. 174/1 uyarınca kusursuz veya daha az kusurlu tarafa tanındığından eşit kusurda istenemez.

Boşanma davası reddedilirse ne kadar beklemek gerekir?

7532 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra TMK md. 166/4 uyarınca ret kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçmesi ve bu sürede ortak hayatın yeniden kurulamaması yeterlidir. Bu şartlar varsa eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Anlaşmalı boşanma için evliliğin ne kadar sürmüş olması gerekir?

TMK md. 166/3 uyarınca evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. Süre dolmamışsa eşler anlaşsa bile dava çekişmeli boşanma olarak görülür ve md. 166/1 uyarınca birliğin temelinden sarsıldığı somut olaylarla ispatlanmalıdır.

Davada ileri sürülmeyen olaylar sonradan kusur olarak kullanılabilir mi?

Kural olarak kusur belirlemesi, dilekçelerde süresi içinde ileri sürülen ve ispatlanan olaylara dayanır. Dilekçelerin verilmesinden sonra iddianın genişletilmesi yasağı devreye girer. Bu nedenle olayların tarihleriyle birlikte dava ve cevap dilekçelerinde eksiksiz yazılması önemlidir.

Kaynaklar

İlgili yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu yazı 27.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Yazar: KCD Hukuk