Makale · 27.09.2026

Güveni Kötüye Kullanma Suçu (TCK 155) ve Alacak Davasından Farkı

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
Uzatılan araç anahtarı: güveni kötüye kullanma suçunda emanet edilen mal ve zilyetlik devri

Güveni kötüye kullanma, en çok “parayı verdim, geri alamıyorum” diye başlayan uyuşmazlıklarda gündeme gelir. Oysa her ödenmeyen borç bir suç değildir. Bir malın size ait kalması şartıyla başkasına teslim edilmesi ile ödünç verilen paranın geri ödenmemesi, hukuken çok farklı iki durumdur ve izlenecek yol da buna göre değişir.

Aşağıda suçun unsurlarını, cezayı ağırlaştıran hâlleri, 7571 sayılı Kanunla eklenen motorlu taşıt hükmünü, şikâyet ve sürelerini, uzlaştırma ile etkin pişmanlığı ve en önemlisi ceza şikâyeti ile alacak davası arasındaki farkı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu üzerinden açıklıyoruz.

Önemli Çıkarımlar

  • Suç, muhafaza etmek veya belirli şekilde kullanmak üzere zilyetliği devredilen başkasına ait mal üzerinde amaç dışı tasarrufla ya da devrin inkârıyla işlenir (5237 s. TCK md. 155/1).
  • Temel hâlin cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; meslek, ticaret veya hizmet ilişkisi gereği teslimde ceza 1 yıldan 7 yıla çıkar (TCK md. 155/2).
  • Suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtıysa ceza bir kat artırılır; bu hâl uzlaştırma kapsamı dışındadır (TCK md. 155/3, CMK md. 253/1-b-7).
  • Ödünç verilen para ödünç alanın mülkiyetine geçtiği için geri ödenmemesi kural olarak alacak davasının konusudur, suçun değil (6098 s. TBK md. 386).
  • Temel hâl şikâyete bağlıdır; şikâyet fiili ve faili öğrenmeden itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır (TCK md. 73).

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir?

Güveni kötüye kullanma, 5237 s. TCK md. 155/1 uyarınca başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş mal üzerinde, kendisi veya başkası yararına devir amacı dışında tasarrufta bulunmak ya da devir olgusunu inkâr etmektir. Şikâyete bağlı temel hâlin cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.

Suçu hırsızlıktan ayıran nokta, malın faile rızayla teslim edilmiş olmasıdır. Fail malı gizlice almaz; mal zaten güvene dayalı bir ilişkiyle onun elindedir. Dolandırıcılıktan farkı ise hileye gerek olmamasıdır: teslim dürüst bir ilişkiyle gerçekleşir, sonradan bu güven boşa çıkarılır. Hileli davranışla malın alınması hâlinde dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık ayrımı gündeme gelir.

Suçun unsurları

Kanun metninden dört unsur çıkar. Birincisi, mal başkasına ait olmalıdır. İkincisi, malın zilyetliği faile belirli bir amaçla, yani saklamak ya da belirli biçimde kullanmak için devredilmiş olmalıdır. Üçüncüsü, fail bu amacın dışına çıkarak mal üzerinde tasarruf etmeli ya da teslimi inkâr etmelidir. Dördüncüsü, suç kasten işlenir; taksirli güveni kötüye kullanma yoktur.

Emanet edilen mal ve zilyetliğin devri

Uygulamada tipik örnekler şunlardır: tamire bırakılan telefonun satılması, kiralanan veya ödünç kullanım için verilen aracın iade edilmeyip başkasına devredilmesi, belirli bir ödeme yapılsın diye verilen paranın başka işte harcanması, depoya konan malın rehin verilmesi. Emanet edilen mal taşınır olabileceği gibi, belirli bir amaca özgülenmiş para da olabilir. Belirleyici olan, malın mülkiyetinin devredenlerde kalmasıdır.

Ahşap kitaplıkta eski hukuk kitapları, TCK 155 ve güven ilişkisine dayalı suçlar

Hangi Hâllerde Ceza Ağırlaşır?

TCK md. 155/2, suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare yetkisinin gereği olarak teslim edilen eşya hakkında işlenmesini nitelikli hâl sayar ve 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ile 3.000 güne kadar adli para cezası öngörür. Bu hâl şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturur.

Nitelikli güveni kötüye kullanma

Nitelikli hâlde güven ilişkisi kişisel değil mesleki niteliktedir. Tahsil ettiği parayı işverene teslim etmeyen çalışan, müşteri malını kendi işinde kullanan emanetçi, şirket adına aldığı ödemeyi kendi hesabında tutan yönetici veya tamir için bırakılan eşyayı satan servis işletmesi bu kapsamda değerlendirilir. Şikâyetten vazgeçilmesi bu hâlde kovuşturmayı sona erdirmez; uzlaştırma ve etkin pişmanlık ise ayrıca incelenmelidir.

Motorlu taşıt hâli (7571 s. K.)

24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla eklenen TCK md. 155/3 uyarınca suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtıysa, birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır. Kiralık araçların iade edilmeyip satılması ya da başkasına devredilmesi gibi olaylar artık bu ağırlaştırıcı hükümle değerlendirilir.

Değişikliğin iki sonucu vardır. Ceza üst sınırı yükseldiği için dava zamanaşımı ve görevli mahkeme hesabı değişebilir. Ayrıca bu fıkra uzlaştırma listesinin dışında bırakıldığından, taraflar anlaşsa bile dosyanın uzlaşmayla kapanması beklenmemelidir. Değişiklikten önce işlenen fiillerde ise ilkesi gereği önceki hükümler uygulanır; bu nedenle fiil tarihinin doğru tespiti gerekir.

Hâl Dayanak Ceza Şikâyet Uzlaştırma
Temel hâl TCK md. 155/1 6 ay – 2 yıl hapis ve adli para cezası Şikâyete bağlı Kapsamda
Meslek, ticaret, hizmet ilişkisi TCK md. 155/2 1 – 7 yıl hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası Resen soruşturulur Kapsamda (CMK md. 253/1-b-7)
Konusu motorlu taşıt TCK md. 155/3 İlgili fıkra cezası bir kat artırılır Fıkraya göre değişir Liste dışında bırakıldı (7571 s. K.)

Borcunu Ödemeyen Kişi Bu Suçu İşlemiş Olur mu?

Kural olarak hayır. 6098 s. TBK md. 386 uyarınca tüketim ödüncünde ödünç veren bir miktar parayı ödünç alana devreder, ödünç alan aynı miktarı geri vermeyi üstlenir. Para ödünç alanın mülkiyetine geçtiği için artık “başkasına ait mal” yoktur; geri ödememe sözleşmeye aykırılıktır ve alacak davasıyla takip edilir.

Yargıtay uygulamasında da borç ilişkisinden doğan ödememe ile emanetin amaç dışı kullanılması arasındaki ayrım yerleşiktir. Belirli bir işin yapılması için verilen para, örneğin tapu harcı yatırılsın veya bir üçüncü kişiye ödensin diye teslim edilen tutar, o amaçla özgülendiği için başka işte harcanırsa suç tartışması doğabilir. Ticari satışta bedelin ödenmemesi ise tek başına suç oluşturmaz.

Alacak davası ile ceza şikâyeti arasındaki fark

Alacak davası hukuk mahkemesinde görülür ve amacı paranızın faiziyle tahsilidir. Ceza şikâyetinin amacı ise failin cezalandırılmasıdır; parayı doğrudan size kazandırmaz. İkisini karıştırmak zaman kaybettirir: borç ilişkisini ceza şikâyetine dönüştürmek çoğu kez kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanır. Tahsil odaklı süreç için ihtardan icraya ticari alacak tahsili adımları daha isabetlidir.

Soru Alacak davası / icra takibi Güveni kötüye kullanma şikâyeti
Temel ilişki Ödünç, satış, hizmet bedeli gibi borç ilişkisi Mülkiyeti sizde kalan malın emaneti
Amaç Paranın faiziyle tahsili Failin cezalandırılması
Süre Genel olarak 10 yıl (TBK md. 146), özel süreler saklı Temel hâlde 6 aylık şikâyet süresi (TCK md. 73)
Sonuç İlam, , tahsil Hapis ve adli para cezası; zarar ayrıca istenir
Masada banknotlar, bozuk para ve cüzdan: ödünç para ile emanet para ayrımı

Şikâyet Süresi ve Zamanaşımı Ne Kadar?

Temel hâl şikâyete bağlı olduğundan, TCK md. 73 uyarınca şikâyet hakkı olan kişi fiili ve faili öğrendiği günden itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunmalıdır. Nitelikli hâl resen soruşturulur. Dava zamanaşımı ise TCK md. 66 uyarınca cezanın üst sınırına göre temel hâlde 8, nitelikli hâlde 15 yıldır.

Şikâyet süresi

Altı aylık süre, malın teslim tarihinden değil, amaç dışı tasarrufun ve failin kim olduğunun öğrenildiği günden başlar. Uygulamada bu an çoğu zaman iade talebinin açıkça reddedildiği veya malın başkasına satıldığının anlaşıldığı tarihtir. Bu tarihi ispatlayacak yazışma veya ihtarname, süre tartışmasında belirleyici olur. Zamanaşımı hesabında zamanaşımı süresi hesaplama aracı ön fikir verebilir.

Tazminat istemi için uzamış zamanaşımı

Zararın tazmini için TBK md. 72 uyarınca zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıllık süre uygulanır. Ancak fiil ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa, tazminat istemi için de bu uzun süre geçerli olur. Bu kural, sözleşmeye dayalı süreler dolmuş gibi görünen dosyalarda önem taşır.

Uzlaştırma ve Etkin Pişmanlık Nasıl İşler?

5271 s. CMK md. 253/1-b-7 güveni kötüye kullanmayı, üçüncü fıkra hariç olmak üzere, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamına alır. Taraflar uzlaşır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Motorlu taşıt hâli ise 7571 sayılı Kanunla bu listeden çıkarılmıştır.

Uzlaştırmanın ayrıntıları ve uzlaşmanın sonuçları uzlaştırma kapsamındaki suçlar ve uzlaşmanın sonuçları yazımızda ele alınmıştır. Burada bilinmesi gereken, teklifinin ödeme planı, iade ve tazminat gibi somut edimlerle kurulabilmesi ve edim yerine getirilmezse soruşturmanın kaldığı yerden devam etmesidir.

Etkin pişmanlık

TCK md. 168 uyarınca fail, kovuşturma başlamadan önce bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse ceza üçte ikisine kadar indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra ancak hükümden önce giderilirse ceza yarısına kadar indirilir. Kısmi iade hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için mağdurun rızası da gerekir.

Akrabalar arasında işlenmesi

TCK md. 167 uyarınca suçun ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da aynı konutta yaşayan kardeşin zararına işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Ayrılık kararı verilmiş eş veya birlikte yaşamayan kardeş gibi hâllerde ise ceza şikâyet üzerine yarı oranında indirilir. Hukuki sorumluluk ise her iki durumda devam eder.

Kalem tutan el, şikâyet dilekçesi ve delil listesinin hazırlanması

Ceza Davası ile Hukuk Davası Birlikte Yürütülebilir mi?

Evet. Ceza soruşturması ile alacak veya tazminat davası birbirinden bağımsızdır. TBK md. 74 uyarınca hukuk hâkimi ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir; ve zarar değerlendirmesi de hukuk hâkimini bağlamaz. Bu nedenle beraat, alacağın reddi anlamına gelmez.

Pratik açıdan iki yolun birlikte düşünülmesi çoğu zaman yerindedir. Ceza dosyasında toplanan deliller hukuk davasında kullanılabilir; hukuk tarafında ise malın elden çıkarılmasını önlemek için veya para alacağı için talep edilebilir. Hangisinin uygun olduğu ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir farkı dikkate alınarak belirlenir.

Şikâyet Dilekçesinde Hangi Deliller Sunulmalı?

Şikâyetin güçlü olması için malın size ait olduğunu, faile hangi amaçla teslim edildiğini ve amaç dışı tasarrufu veya inkârı gösteren belgeler gerekir. TCK md. 155/1 teslimin inkârını da suç saydığı için teslim anının belgelenmesi, çoğu dosyada en belirleyici delildir. Eksik belge, soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanmasına yol açabilir.

  • Teslimi gösteren belge: teslim tutanağı, servis fişi, kira veya emanet sözleşmesi, depo kaydı.
  • Teslimin amacını gösteren kayıt: “şu ödemeyi yapman için” gibi açıklama içeren banka dekontu veya yazışma.
  • İade talebi ve cevabı: ihtarname, e-posta veya mesaj; özellikle “böyle bir şey almadım” şeklindeki inkâr.
  • Amaç dışı tasarrufun izi: malın satış ilanı, üçüncü kişideki tespit, aracın başka kişi adına tescil kaydı.
  • Tanıklar: teslim sırasında hazır bulunan kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri.

Örnek: Bir kişi, tamir için bıraktığı dizüstü bilgisayarı üç ay sonra geri istediğinde işletme cihazı hiç teslim almadığını söylemiş, oysa elinde imzalı servis fişi bulunmaktadır. Bu durumda servis fişi hem teslimi hem amacı gösterir; inkâr ise kanundaki seçimlik hareketlerden birini oluşturur. Bu örnek temsilidir.

Şüpheli Konumundaysanız Nelere Dikkat Edilmeli?

Hakkında güveni kötüye kullanma şikâyeti bulunan kişi, CMK kapsamındaki susma ve müdafi yardımından yararlanma haklarına sahiptir. Savunmada çoğu zaman belirleyici soru, teslimin mülkiyet devri mi yoksa emanet mi olduğudur. Ödünç, satış veya ortaklık ilişkisini gösteren belgeler, suçun maddi unsurunu doğrudan tartışmaya açar.

İfade öncesi hakların neler olduğu şüphelinin ifade ve sorgudaki hakları yazısında ayrıntılı anlatılmıştır. Mahkûmiyet ihtimali bulunan dosyalarda zararın giderilmesi, hem etkin pişmanlık hem de hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları bakımından önem taşır. Somut durumun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir; genel bilgiler için ceza hukuku çalışma alanı sayfasına ve Av. Yahya Köse profiline bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma konusunda en sık sorulanlar; cezanın ne olduğu, ödenmeyen borcun suç sayılıp sayılmadığı, şikâyet süresi, kiralık araç meselesi, uzlaşma, zararın ödenmesinin etkisi ve beraat kararının alacak davasına yansımasıdır. Yanıtlar 5237 sayılı TCK, 5271 sayılı CMK ve 6098 sayılı TBK esas alınarak hazırlanmıştır.

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası nedir?

Temel hâlde 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır (TCK md. 155/1). Meslek, ticaret veya hizmet ilişkisi gereği teslim edilen eşyada ceza 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezasıdır. Konu motorlu taşıtsa ceza bir kat artırılır.

Borç verdiğim para ödenmezse güveni kötüye kullanma şikâyeti yapabilir miyim?

Kural olarak hayır. Ödünç verilen para TBK md. 386 uyarınca ödünç alanın mülkiyetine geçer; geri ödenmemesi sözleşmeye aykırılıktır. Bu durumda icra takibi veya alacak davası uygun yoldur. Paranın belirli bir amaçla, sizin adınıza kullanılmak üzere verildiği durumlar ayrıca değerlendirilir.

Güveni kötüye kullanma şikâyete bağlı mıdır?

Temel hâl (TCK md. 155/1) şikâyete bağlıdır ve şikâyet, fiil ile failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır. Meslek, ticaret veya hizmet ilişkisiyle işlenen nitelikli hâl (md. 155/2) ise resen soruşturulur; şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı sona erdirmez.

Kiralık aracı iade etmemek hangi suçu oluşturur?

Kiralanan araç belirli şekilde kullanılmak üzere teslim edildiğinden, iade edilmeyip satılması veya başkasına devredilmesi güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. 7571 sayılı Kanunla eklenen TCK md. 155/3 uyarınca konu motorlu taşıt olduğunda ceza bir kat artırılır ve bu hâl uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Güveni kötüye kullanma suçunda uzlaşma mümkün mü?

Evet, CMK md. 253/1-b-7 uyarınca birinci ve ikinci fıkralar uzlaştırma kapsamındadır. Taraflar iade, ödeme veya tazminat gibi edimlerde anlaşırsa ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Motorlu taşıtlarla ilgili üçüncü fıkra ise uzlaştırma dışında bırakılmıştır.

Zararı ödersem ceza almaktan kurtulur muyum?

Tamamen kurtulmazsınız, ancak TCK md. 168 uyarınca kovuşturma başlamadan zararın tamamen giderilmesi hâlinde ceza üçte ikisine kadar, kovuşturma sırasında hükümden önce giderilmesi hâlinde yarısına kadar indirilir. Kısmi ödemede mağdurun rızası gerekir. Uzlaştırma kapsamındaki dosyalarda uzlaşma ayrıca kovuşturmayı önleyebilir.

Ceza davasında beraat edilirse alacak davası da reddedilir mi?

Hayır. TBK md. 74 uyarınca hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla ve kusur değerlendirmesiyle bağlı değildir. Fiilin suç oluşturmadığı sonucuna varılsa bile, sözleşmeden veya haksız fiilden doğan alacak hukuk mahkemesinde ayrıca incelenir ve kabul edilebilir.

Kaynaklar

İlgili yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu yazı 27.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Yazar: Av. Yahya Köse, Avukat
Çalışma alanları: İcra ve İflas Hukuku, Gayrimenkul Hukuku, Kira ve Hukuku, Ceza Hukuku, Uyuşmazlık Çözümü, Önleyici Hukuk