Makale · 26.09.2026

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması ve Azaltılması

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
Yoksulluk nafakasının kaldırılması davasını simgeleyen masa üzerindeki adalet terazisi

Boşanmadan yıllar sonra da ödenmeye devam eden yoksulluk nafakası, taraflardan birinin hayatı değiştiğinde sıkça yargıya taşınır. Yoksulluk nafakasının kaldırılması, alan eşin yeniden evlenmesiyle kendiliğinden gerçekleşebileceği gibi, bazı durumlarda ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Nafakanın tamamen kaldırılmayıp yalnızca azaltılması da ayrı bir seçenektir.

Aşağıda kanunun hangi hâlleri saydığını, hangi durumda dava açmak gerektiğini, delillerin nasıl toplanacağını ve dava sürerken ödemelere ne olacağını adım adım anlatıyoruz. Aile hukukundaki diğer süreçler için aile ve boşanma hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Önemli Çıkarımlar

  • Yoksulluk nafakası 4721 s. TMK md. 175 uyarınca süresizdir; ancak TMK md. 176 belirli hâllerde sona ermesine imkân verir.
  • Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar.
  • Fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme hâllerinde kaldırma için mahkeme kararı gerekir.
  • Tarafların mali durumu değişmişse veya hakkaniyet gerektiriyorsa nafaka azaltılabilir.
  • Dava açmak ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden durdurmaz; 2004 s. İİK md. 344 uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi riski devam eder.

Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması Hangi Hâllerde Mümkündür?

Yoksulluk nafakasının kaldırılması 4721 s. TMK md. 176/3 ile düzenlenir. Buna göre irat biçimindeki nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümüyle kendiliğinden kalkar. Alacaklının fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır.

Bu ayrım, izlenecek yolu belirler. Kendiliğinden kalkma hâllerinde yeni bir hüküm kurulmasına gerek yoktur; nafaka borcu olay tarihinde sona erer. Mahkeme kararı gereken hâllerde ise borçlu eşin, aile mahkemesinde nafakanın kaldırılması davası açması ve iddiasını ispat etmesi gerekir.

Kalkma sebebi Dayanak Dava gerekir mi? Pratik not
Alacaklının yeniden evlenmesi TMK md. 176/3 Hayır, kendiliğinden kalkar Evlenme nüfus kaydıyla belgelenir
Taraflardan birinin ölümü TMK md. 176/3 Hayır, kendiliğinden kalkar Ölüme kadar birikmiş borç ayrıca değerlendirilir
Fiilen evliymiş gibi yaşama TMK md. 176/3 Evet Süreklilik gösteren birliktelik ispat edilmelidir
Yoksulluğun ortadan kalkması TMK md. 176/3 Evet Düzenli gelir, miras, emekli aylığı gibi olgular incelenir
Haysiyetsiz hayat sürme TMK md. 176/3 Evet Somut ve ispatlanabilir olgular aranır
Mali durumun değişmesi, hakkaniyet TMK md. 176/4 Evet (azaltma) Nafaka tamamen değil kısmen düşürülebilir

Toptan ödenen nafaka kaldırılabilir mi?

TMK md. 176/1’e göre yoksulluk nafakası toptan veya irat biçiminde ödenebilir. Kaldırma ve azaltma hükümleri ise açıkça “irat biçiminde” ödenen nafakadan söz eder. Bu nedenle bir defada toptan ödenmiş nafaka bakımından sonradan kaldırma talebi kural olarak gündeme gelmez. Bu nokta, anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken dikkate alınabilecek bir seçenektir.

Yeniden Evlenme ve Ölüm Hâlinde Nafaka Nasıl Sona Erer?

TMK md. 176/3 uyarınca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden kalkar. Bu durumda mahkemeden kaldırma kararı almak gerekmez; nafaka borcu evlenme veya ölüm tarihinde sona erer. Ancak devam eden bir icra takibi varsa, durumun resmî belgelerle takip dosyasına bildirilmesi gerekir.

Uygulamada en çok sorun, alacaklı yeniden evlendiği hâlde icra takibinin sürdüğü dosyalarda çıkar. Borçlu, nüfus kayıt örneğini icra dairesine sunar; takibin devamında ısrar edilirse icra mahkemesine başvurma yolu açıktır. Evlenme tarihinden sonra ödenen tutarların geri istenmesi ise ayrı bir değerlendirme gerektirir. Borçlunun, alacaklının evlendiğini öğrenir öğrenmez nüfus kaydını alıp icra dosyasına sunması, gereksiz ödemelerin ve yeni hacizlerin önüne geçmenin en pratik yoludur.

Ölüm hâlinde gelecek dönem nafaka borcu sona erer. Buna karşılık ölüm tarihine kadar birikmiş ve ödenmemiş nafaka alacağı, TMK md. 599’daki külli halefiyet ilkesi gereği terekenin borcu olarak kalır. Mirasçıların bu borç karşısındaki durumu için mirasın reddi süresi ve usulü yazımız fikir verecektir.

Açık kitap üzerinde iki alyans, yeniden evlenmenin nafakaya etkisini simgeliyor

Fiilen Evliymiş Gibi Yaşama Nasıl İspat Edilir?

TMK md. 176/3, alacaklının evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşamasını mahkeme kararıyla kaldırma sebebi sayar. Burada kısa süreli bir arkadaşlık yeterli değildir; Yargıtay uygulamasında birlikteliğin süreklilik taşıması, ortak bir hayatın kurulması ve çevre tarafından evli bir çift gibi algılanması aranır. İspat yükü nafaka borçlusundadır.

Fiilen evli gibi yaşama delilleri

Aynı adreste yaşandığını gösteren adres kayıtları, komşu ve apartman görevlisi gibi tanıkların beyanları, birlikte yapılan tatiller, ortak harcamalar ve herkese açık sosyal medya paylaşımları sık kullanılan delillerdir. Mahkeme gerekirse kolluk aracılığıyla adres araştırması da yaptırabilir. Delillerin bir bütün olarak süreklilik tablosu çizmesi önemlidir.

Bir örnekle açıklayalım: Boşanmadan sonra nafaka alan eşin, iki yılı aşkın süredir başka biriyle aynı dairede yaşadığı, aynı araçla işe gidip geldiği ve bayramları onun ailesiyle geçirdiği komşu tanıklarıyla ve adres kayıtlarıyla ortaya konulmuş olsun. Böyle bir tabloda fiilen evliymiş gibi yaşama iddiası ciddi biçimde değerlendirilir. Yalnızca birkaç kez birlikte görülmek ise genellikle yeterli sayılmaz. (Bu örnek temsilidir.)

Delil toplarken sınırı aşmamak gerekir. Kişinin özel hayatına gizlice girilerek elde edilen kayıtlar, gizli takip ve izinsiz ses kaydı hukuka aykırı delil tartışmasına yol açar. Hangi delilin kullanılabileceğini hukuka uygun ve aykırı boşanma delilleri yazımızda ayrıntılı açıkladık.

Yoksulluğun Ortadan Kalkması Ne Anlama Gelir?

TMK md. 175 nafakayı “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek” tarafa tanır. Bu yoksulluk sonradan ortadan kalkarsa, TMK md. 176/3 uyarınca nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılması istenebilir. Değerlendirme, alacaklının yeni gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığına göre yapılır; gelirin varlığı tek başına yeterli sayılmaz.

Nafaka alan eşin işe girmesi nafakayı kaldırır mı?

Nafaka alacaklısının sosyal güvenceli ve düzenli bir işe girmesi, kaldırma davalarında en sık ileri sürülen olgudur. Yargıtay uygulamasında elde edilen gelirin düzeyi, sürekliliği ve alacaklının zorunlu giderleri birlikte incelenir. Gelir, yoksulluğu tamamen gidermiyorsa mahkeme nafakayı kaldırmak yerine azaltma yoluna gidebilir.

Emekli aylığı bağlanması, mirasla önemli bir malvarlığı edinilmesi, kira geliri getiren bir taşınmazın alınması da benzer biçimde değerlendirilir. SGK kayıtları, tapu kayıtları ve banka yazıları bu davalarda temel delil kaynaklarıdır. Talep dilekçesinde bu kayıtların hangi kurumdan getirtileceği açıkça belirtilmelidir.

Alacaklının çalışabilecek yaşta ve sağlıklı olması, fiilen bir geliri yoksa tek başına kaldırma sebebi olarak kabul edilmeyebilir. Mahkeme genellikle varsayımsal bir kazanca değil, gerçekte elde edilen gelire bakar. Bu nedenle kaldırma talebinin somut ve belgeli bir gelir değişikliğine dayanması, davanın başarısı bakımından belirleyicidir.

Evinde gelir ve giderlerini gözden geçiren genç bir kadın

Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebebi Nasıl Değerlendirilir?

TMK md. 176/3’te sayılan haysiyetsiz hayat sürme, nafakanın mahkeme kararıyla kaldırılmasını gerektiren üçüncü hâldir. Kanun bu kavramı tanımlamaz; hâkim somut olayın tüm özelliklerine göre takdir yetkisini kullanır. Genel ahlak anlayışına ağır biçimde aykırı ve süreklilik gösteren davranışlar bu kapsamda tartışılır.

Bu sebep, uygulamada dikkatle ele alınır. Kişinin özel hayatındaki tercihleri tek başına haysiyetsiz hayat sayılmaz; iddianın somut, ispatlanabilir ve ağır olması gerekir. Dayanaksız iddialar hem davayı zayıflatır hem de karşı tarafın kişilik haklarının ihlali iddiasına yol açabilir. Bu nedenle bu sebebe dayanmadan önce delil durumu titizlikle değerlendirilmelidir.

Nafakanın Azaltılması Hangi Durumlarda İstenebilir?

TMK md. 176/4 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın azaltılmasına karar verilebilir. Azaltma, nafakanın tamamen kaldırılması için yeterli sebep bulunmayan ancak mevcut tutarın artık dengeli olmadığı durumlar için uygun bir yoldur. Yoksulluk nafakasının azaltılması davası da aile mahkemesinde görülür.

Yoksulluk nafakasının azaltılması için örnek durumlar

  • Nafaka yükümlüsünün emekli olması ve gelirinin belirgin biçimde düşmesi.
  • Yükümlünün işini kaybetmesi, ağır bir hastalık nedeniyle çalışamaz hâle gelmesi.
  • Yükümlünün yeniden evlenip yeni bakım yükümlülükleri altına girmesi.
  • Alacaklının kısmi bir gelir elde etmesi, ancak yoksulluğunun tamamen ortadan kalkmaması.

Buradaki kilit nokta, değişikliğin boşanma kararından sonra ortaya çıkmış olması ve kalıcı nitelik taşımasıdır. Borçlunun kendi isteğiyle işten ayrılması gibi iradi gelir düşüşleri mahkemece aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir. Karşı yönde, nafakanın enflasyon karşısında güncellenmesi ise ayrı bir konudur; bunu TÜFE oranına göre nafaka artırım davası yazımızda anlattık ve yaklaşık hesap için nafaka artış oranı hesaplama aracı hazırladık.

Emekli olduktan sonra gelir belgelerini inceleyen yaşlı bir adam

Nafakanın Kaldırılması Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Dava, 4787 s. Kanun md. 2 ve md. 4 uyarınca aile mahkemesinde, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Davalı nafaka alacaklısı olduğundan, 6100 s. HMK md. 6 ve TMK md. 177 birlikte değerlendirildiğinde yetkili yer kural olarak nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir.

Dava dilekçesinde kaldırma veya azaltma sebebi, bu sebebin hangi tarihte ortaya çıktığı ve dayanılan deliller açıkça gösterilir. Kaldırma talebinin reddedilmesi ihtimaline karşı, terditli olarak azaltma talebinde bulunmak da mümkündür. Bu yöntem, tek bir dava içinde iki sonucu birlikte değerlendirme imkânı verir. Yargılamada genellikle önce dilekçeler teati edilir, ardından ön inceleme duruşması yapılır; tanıklar dinlenir, kurum yazıları beklenir ve gerekirse kolluk aracılığıyla sosyal ve ekonomik durum araştırması yaptırılır.

Dava harcı ve masraf kalemleri için dava harcı hesaplama aracına göz atabilirsiniz. Genel usul sorularına sık sorulan sorular bölümümüzde de değindik.

Dava Sürerken Nafaka Ödemesi Durur mu?

Hayır. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası açmak, mevcut ilamın icra edilebilirliğini kendiliğinden durdurmaz. 2004 s. İİK md. 344 uyarınca nafaka kararına uymayan borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir; kaldırma davası açılmışsa hapsin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Bu erteleme bir zorunluluk değil, icra ceza mahkemesinin takdirine bağlı bir imkândır. Mahkeme, borçlunun ileri sürdüğü sebeplerin ciddiyetine bakar. Bu nedenle dava açılır açılmaz ödemeleri kesmek, borçlu açısından riskli bir tercihtir: biriken nafaka için niteliğindeki belgeye dayanılarak yapılan icra takibi." aria-label="ilamlı takip — tanım">ilamlı takip yapılabilir ve maaşa konulabilir. Maaş kesintisinin sınırları için maaş haczinde kesinti oranları yazımıza bakabilirsiniz.

Kaldırma veya azaltma kararının hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı, özellikle dava süresince ödenen ya da birikmiş aylar bakımından tartışma konusu olabilmektedir. Bu nedenle somut durumunuzun dosya özelinde değerlendirilmesi gerekir; ödeme planı bu belirsizlik gözetilerek yapılmalıdır.

Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Nafaka Kaldırılabilir mi?

Anlaşmalı boşanmada yoksulluk nafakası çoğu zaman taraflarca protokolde kararlaştırılır ve mahkeme onayıyla hükme dönüşür. Uygulamada protokolle belirlenen irat biçimindeki nafaka da hükme bağlandıktan sonra TMK md. 176 kapsamında değerlendirilir. Yani yeniden evlenme veya ölümle kendiliğinden kalkar, diğer sebeplerde mahkeme kararıyla kaldırılabilir ya da azaltılabilir.

Protokole nafakanın belirli bir süreyle sınırlandığı, belirli bir olayla sona ereceği veya yıllık artışın nasıl yapılacağı gibi özel kayıtlar konulmuşsa, mahkeme bu kayıtları da dikkate alır. Bu nedenle protokolün nafaka bölümü, ilerideki uyuşmazlıkları önleyecek açıklıkta yazılmalıdır. Protokol hazırlığının genel çerçevesi için anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanması yazımıza bakabilirsiniz.

Protokolle kabul edilmiş olması, nafaka yükümlüsünü değişen koşullara karşı savunmasız bırakmaz. Ancak mahkemeler, tarafların kendi iradeleriyle kabul ettikleri bir düzenlemede değişiklik talep edilirken boşanmadan sonra gerçekten yeni ve önemli bir durum ortaya çıkıp çıkmadığına özellikle bakar. Protokol imzalanırken zaten bilinen bir olgu, genellikle sonradan değişiklik gerekçesi yapılamaz.

Boşanma protokolündeki nafaka hükümlerini okuyan gözlüklü bir adam

Kaldırma Davasından Önce Hangi Belgeler Toplanmalı?

Kaldırma veya azaltma davasının sonucu büyük ölçüde delillere bağlıdır. TMK md. 176’da sayılan sebeplerin her biri farklı türde ispat gerektirir. Aşağıdaki tablo, sebep bazında en sık başvurulan delil kaynaklarını gösterir; dilekçede bu kayıtların ilgili kurumlardan celbi istenebilir ve tanıklar isimleriyle bildirilebilir.

Sebep Başlıca deliller Nereden temin edilir?
Yeniden evlenme Nüfus kayıt örneği e-Devlet, nüfus müdürlüğü
Fiilen evli gibi yaşama Adres kayıtları, tanık, açık sosyal medya paylaşımları Nüfus müdürlüğü, mahkeme araştırması
Yoksulluğun ortadan kalkması SGK hizmet dökümü, tapu ve banka kayıtları SGK, tapu müdürlüğü, bankalar (mahkeme yazısıyla)
Borçlunun gelirinin düşmesi Emeklilik belgesi, işten çıkış, sağlık raporu SGK, işveren, sağlık kuruluşu
Hakkaniyet Yeni bakım yükümlülükleri, zorunlu giderler Nüfus kayıtları, fatura ve sözleşmeler

Belgeler toplanırken tarihlerin tutarlı olmasına dikkat edilmelidir. Değişikliğin boşanma kararından sonra ortaya çıktığını gösteren belgeler davanın temelini oluşturur. Boşanmanın diğer mali sonuçları için mal rejimi tasfiyesi ve katılma alacağı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yoksulluk nafakasının sona ermesi, hem ödeyen hem de alan taraf için pek çok soru doğurur. Aşağıda emeklilik, yeni evlilik, nafakanın süresi ve geçmiş ödemelerin iadesi gibi konularda en sık sorulan soruları kısa ve net biçimde yanıtladık. Yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir.

Nafaka ödeyen eşin yeniden evlenmesi nafakayı kaldırır mı?

Hayır. TMK md. 176/3 yalnızca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesini kendiliğinden kalkma sebebi sayar. Nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi nafakayı sona erdirmez; ancak yeni bakım yükümlülükleri doğmuşsa bu durum TMK md. 176/4 kapsamında azaltma talebinde değerlendirilebilir.

Emekli olan eş nafakayı kaldırtabilir mi?

Emeklilik tek başına kaldırma sebebi değildir, çünkü kanunda sayılan hâller alacaklıya ilişkindir. Ancak emeklilikle gelir belirgin biçimde düştüyse, tarafların mali durumunun değiştiği gerekçesiyle nafakanın azaltılması istenebilir. Mahkeme yeni gelir ile zorunlu giderleri birlikte değerlendirir.

Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir?

TMK md. 175 yoksulluk nafakasını süresiz olarak düzenler ve 26.09.2026 itibarıyla bu ifade yürürlüktedir. Süresiz olması, hiçbir zaman sona ermeyeceği anlamına gelmez. Yeniden evlenme, ölüm veya TMK md. 176/3’teki diğer sebeplerle nafaka sona erebilir ya da azaltılabilir.

Nafaka alan eş sevgilisiyle yaşıyorsa ne yapılabilir?

Birliktelik süreklilik gösteriyor ve çevrede evli bir çift gibi algılanıyorsa, fiilen evliymiş gibi yaşama sebebine dayanarak nafakanın kaldırılması davası açılabilir. Kısa süreli ilişkiler genellikle yeterli sayılmaz. Deliller hukuka uygun yollarla toplanmalıdır.

Alacaklı evlendikten sonra ödenen nafaka geri alınabilir mi?

Evlenmeyle nafaka kendiliğinden kalktığından, evlenme tarihinden sonra yapılan ödemeler için geri isteme yolu gündeme gelebilir. Bu talep, ödemenin nasıl yapıldığına ve tarafların bilgisine göre ayrıca değerlendirilir. Somut durumun belgeleriyle incelenmesi gerekir.

Nafakanın kaldırılması davası ne kadar sürer?

Süre, mahkemenin iş yüküne, tanık sayısına ve kurumlardan gelecek yazı cevaplarına göre değişir. Kolluk araştırması ve SGK kayıtları gibi delillerin toplanması zaman alabilir. Kanun yolu aşaması da eklendiğinde süreç uzayabileceğinden, bu sürede ödeme yükümlülüğünün devam ettiği unutulmamalı.

Kaynaklar

İlgili yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu yazı 26.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Yazar: KCD Hukuk