Makale · 17.09.2026

Nafaka Artırım Davası: TÜFE Oranı, Şartlar ve Dava Zamanı

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
Hesap makinesi ve madeni paralarla nafaka hesaplama teması temsili görsel

artırım davası, mevcut nafaka miktarının tarafların mali durumundaki değişiklik veya hakkaniyet gereği yeniden belirlenmesi için açılan davadır. Uygulamada artış oranı belirlenirken TÜİK’in açıkladığı TÜFE verileri esas alınır. Bu yazıda nafaka artırım davasının şartları, TÜFE oranının nasıl uygulandığı ve 2026 yılı güncel verileri ele alınmaktadır. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde nafaka miktarının reel değerini koruyup korumadığının düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi, hem nafaka alacaklısı hem de yükümlüsü açısından önem taşır.

Önemli Çıkarımlar

  • Nafaka artırım davasının hukuki dayanağı TMK m. 176/4’tür: mali durum değişikliği veya hakkaniyet gerekçesiyle artış istenebilir.
  • TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da yıllık TÜFE yüzde 31,51, aylık TÜFE yüzde 1,84 olarak açıklanmıştır.
  • Kanunda nafaka artırım davası için sabit bir bekleme süresi yoktur; önemli olan koşullarda esaslı bir değişikliğin gerçekleşmesidir.
  • Yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesidir (TMK m. 177).
  • Nafaka artırım talebi nispi harca tabidir; harç, talep edilen artış farkı üzerinden hesaplanır.
  • Hangi TÜFE döneminin esas alınacağı, önceki karar veya protokolde yazılı endeksleme yöntemine göre değişir.

Hesap makinesi ve madeni paralarla nafaka hesaplama teması temsili görsel

Nafaka Artırım Davası Nedir, Hangi Nafaka Türlerini Kapsar?

Nafaka artırım davası, boşanma sonrası hükmedilen yoksulluk nafakası, çocuklar için belirlenen iştirak nafakası ve dava sürecinde ödenen tedbir nafakasının miktarının yeniden belirlenmesi amacıyla açılabilir. Her nafaka türü için artırım talebi ayrı ayrı değerlendirilir.

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafa süresiz olarak bağlanabilirken, iştirak nafakası müşterek çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılamak amacıyla belirlenir. Zaman içinde çocuğun eğitim, sağlık ve barınma giderlerinin artması, iştirak nafakasında artırım talebinin en sık dayandığı gerekçelerden biridir. Bu konudaki güncel uygulamalar aile ve boşanma hukuku alanında sıkça karşılaşılan taleplerden biridir.

Yoksulluk Nafakası ile İştirak Nafakası Artırımı Arasındaki Farklar

Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası artırım davalarında dayanak aynı olsa da (TMK m. 176/4), değerlendirilen kriterler farklılaşır. Yoksulluk nafakasında nafaka alacaklısının kendi geçimini sağlayıp sağlayamadığı, iştirak nafakasında ise çocuğun güncel ihtiyaçları esas alınır.

Kriter Yoksulluk Nafakası İştirak Nafakası
Lehtar Yoksulluğa düşen eş Müşterek çocuk
Süre Kural olarak süresiz Çocuğun erginliğine kadar
Artırım gerekçesi Enflasyon, geçim koşulları Eğitim, sağlık, barınma giderleri

Nafaka Artırım Davası Açma Şartları Nelerdir?

Nafaka artırım davası açabilmek için tarafların mali durumunda değişiklik olması veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekir; bu şart TMK m. 176/4’te düzenlenmiştir. Enflasyon nedeniyle nafaka alacaklısının satın alma gücünün azalması, hakkaniyet gerekçesine örnek gösterilebilir.

Mahkeme, artırım talebini değerlendirirken nafaka yükümlüsünün gelirindeki artışı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarındaki değişimi ve genel ekonomik koşulları birlikte inceler. Talebin kabul edilebilmesi için önceki karardan bu yana koşullarda esaslı bir değişikliğin gerçekleştiğinin gösterilmesi gerekir; sadece zamanın geçmiş olması tek başına yeterli sayılmaz.

Esaslı değişikliğe örnek olarak şunlar sayılabilir: genel enflasyon nedeniyle nafaka alacaklısının satın alma gücünün belirgin şekilde azalması, çocuğun okula başlaması veya sağlık durumunda değişiklik nedeniyle giderlerin artması, nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli bir artış olması. Bu değişikliklerin somut belgelerle desteklenmesi, mahkemenin talebi değerlendirmesini kolaylaştırır.

Buna karşılık nafaka yükümlüsünün geliri aynı kalmışken sadece “her şey pahalandı” şeklindeki genel ifadeler, tek başına yeterli bir dayanak oluşturmayabilir. Enflasyon iddiasının TÜİK verileriyle somutlaştırılması ve varsa yükümlünün gelirindeki artışın belgelenmesi, talebin daha güçlü bir zeminde ileri sürülmesini sağlar.

Nafaka artırımı yerine tarafların anlaşmalı olarak ayrılmayı tercih ettiği durumlarda İzmir’de anlaşmalı boşanma sürecini ele aldığımız yazımız, protokolde nafaka maddesinin nasıl düzenlenebileceğine dair fikir verir.

Nafaka Artırımında TÜFE Oranı Nasıl Uygulanır?

Mahkemeler nafaka artış oranını belirlerken genellikle TÜİK’in açıkladığı TÜFE verilerini esas alır; artış oranı, önceki nafaka kararının verildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasındaki TÜFE değişimine göre hesaplanır. Taraflar arasında protokolle belirlenmiş bir endeksleme yöntemi varsa öncelikle o yöntem uygulanır.

2026 Yılı Güncel TÜFE Verileri

TÜİK verilerine göre Ağustos 2026’da tüketici fiyat endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,84, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 31,51 artmıştır. Bu oranlar, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın resmi açıklamalarıyla da teyit edilmiştir.

Dönem TÜFE Değişimi
Ağustos 2026 (aylık) %1,84
Ağustos 2026 (yıllık) %31,51

Hangi TÜFE Dönemi Esas Alınır?

Uygulamada mahkemeler; yıllık TÜFE, aylık TÜFE veya on iki aylık ortalamalara göre değişim oranlarından hangisinin kullanılacağını, kararda veya protokolde yazan endeksleme yöntemine göre belirler. Bu nedenle nafaka kararının veya protokolün endeksleme maddesinin dikkatle incelenmesi gerekir. İhtiyaç halinde nafaka artış oranı hesaplama aracı üzerinden güncel TÜFE verileriyle örnek bir hesaplama yapılabilir.

Örnek olay tamamen kurgusal ve temsili olmak üzere, aylık 5.000 TL iştirak nafakası ödeyen bir yükümlünün, bir yıl sonra açılan artırım davasında yıllık TÜFE oranı esas alınırsa nafaka miktarı, TÜFE artış oranı kadar yükseltilebilir. Ancak mahkeme, sadece TÜFE oranıyla bağlı değildir; tarafların gelir durumu ve çocuğun ihtiyaçlarındaki değişim de birlikte değerlendirilerek nihai miktar belirlenir (temsilidir).

TÜFE oranının uygulanması otomatik bir hesaplama değildir; mahkeme, TÜFE verisini bir referans noktası olarak kullanır ve somut dosyanın koşullarına göre daha yüksek veya daha düşük bir artışa hükmedebilir. Bu nedenle TÜFE hesaplaması, dava dilekçesinde bir dayanak olarak sunulsa da nihai kararı tek başına belirlemez.

Türk lirası banknot ve madeni para ile enflasyon teması temsili görsel

Nafaka Artırım Davası Ne Zaman Açılabilir?

Kanunda nafaka artırım davası için belirli bir bekleme süresi öngörülmemiştir; önemli olan önceki karardan bu yana koşullarda esaslı bir değişikliğin gerçekleşmiş olmasıdır. Yargıtay içtihatlarında da davanın açılmasının belirli bir sürenin geçmesine bağlı olmadığı vurgulanmaktadır.

Bununla birlikte uygulamada, önceki nafaka kararının üzerinden çok kısa bir süre geçmişse mahkeme “esaslı değişiklik” şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini daha sıkı inceler. Enflasyon etkisinin somut şekilde ortaya çıkması ve gelir-gider dengesindeki değişimin belgelerle desteklenmesi, davanın kabul edilme ihtimalini güçlendirir.

Nafaka Artırım Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Nafaka artırım davasında yetkili mahkeme, TMK m. 177 uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Bu düzenleme, nafaka alacaklısının kendi bulunduğu yerde dava açabilmesini sağlayarak ekonomik açıdan daha güçsüz tarafı korumayı amaçlar.

Dava dilekçesinde mevcut nafaka miktarı, talep edilen yeni miktar ve bu artışın dayandığı gerekçeler (gelir-gider değişimi, TÜFE oranı, çocuğun ihtiyaçlarındaki artış gibi) açıkça belirtilmelidir. Dilekçe ekinde gelir belgesi, gider listesi ve varsa önceki nafaka kararı sunulur.

Dilekçede talep sonucunun net bir rakam olarak yazılması önemlidir; “makul bir artış” gibi belirsiz ifadeler yerine mevcut miktar, istenen yeni miktar ve aradaki farkın hangi hesaba dayandığı açıkça gösterilmelidir. Duruşma günü taraflar mahkemece dinlenir; gerekli görülürse tarafların gelir durumuna ilişkin ek belge sunması istenebilir ve dosya bu belgeler tamamlandıktan sonra karara bağlanır.

Aile bütçesi ve nafaka hesaplaması için kullanılan belgeler temsili görsel

Nafaka Artırım Davasında Hangi Deliller Sunulur?

Nafaka artırım davasında en önemli deliller, tarafların güncel gelir durumunu ve giderlerini gösteren belgelerdir. Maaş bordrosu, vergi levhası, banka hesap özeti ve kira sözleşmesi gibi belgeler mahkemeye sunulabilir.

Çocuk için istenen iştirak nafakasında ayrıca eğitim gideri, sağlık gideri ve okul masraflarına ilişkin fatura ve dekontlar da delil olarak kullanılabilir. Taraflardan biri gelirini gizliyorsa mahkeme, ilgili kurumlardan (SGK, vergi dairesi, banka) resen bilgi ve belge isteyebilir.

Enflasyon iddiasını desteklemek için TÜİK’in resmi web sitesinde yayımlanan TÜFE tablolarının dilekçe ekine konulması, mahkemenin talebi değerlendirmesini kolaylaştıran pratik bir adımdır. Bu tablolar, hem aylık hem de yıllık değişim oranlarını gösterdiğinden hangi dönemin esas alındığının açıkça belirtilmesi gerekir.

Nafaka yükümlüsünün serbest meslek sahibi olduğu veya gelirinin kayıt dışı olduğu durumlarda gelir tespiti daha karmaşık hale gelebilir. Bu tür dosyalarda mahkeme, yükümlünün yaşam standardını, sahip olduğu araç ve taşınmazları, harcama alışkanlıklarını gösteren dolaylı delillere de başvurabilir. Bu nedenle sadece resmi gelir belgesiyle sınırlı kalınmayıp yaşam standardına ilişkin bilgilerin de dosyaya sunulması, gerçek gelir düzeyinin tespitine katkı sağlayabilir.

Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka alacaklısı, ödenmeyen nafaka için icra takibi başlatabilir. Nafaka borcunu ödemeyen yükümlü hakkında icra hukuku çerçevesinde ayrı bir tazyik hapsi süreci de işletilebilir; bu, nafaka borcunun cebri icra yoluyla tahsilinden farklı bir mekanizmadır.

Nafaka artırım davası devam ederken eski miktar üzerinden ödemelerin düzenli yapılmaya devam etmesi gerekir; artırım talebi tek başına mevcut ödeme yükümlülüğünü askıya almaz. Yeni miktar, ancak mahkeme kararı kesinleştikten sonra veya kararda belirtilen tarihten itibaren uygulanır.

Nafaka artırım davası ile nafaka alacağının icra yoluyla tahsili birbirinden bağımsız süreçlerdir. Artırım davası sonucunda yeni miktar belirlense de, yükümlünün eski miktarı dahi ödememesi halinde alacaklının ayrıca icra takibi başlatması gerekir.

Nafaka Artırım Davasında Harç ve Masraflar

Nafaka artırım davası, talep edilen artış farkı üzerinden nispi harca tabidir. 2026 yılı için nispi harç oranı binde 68,31 olup bu tutarın dörtte biri dava açılırken peşin olarak ödenir, kalan kısım ise dava sonunda hükmedilen miktara göre tahsil edilir.

Harç dışında dosyaya göre değişen gider avansı da yatırılır; bu avans ve varsa incelemesi giderlerini karşılar. Nafaka davalarında harçlardan muafiyet veya adli yardım talebi, tarafın ekonomik durumuna göre ayrıca değerlendirilebilir. Harç ve gider avansına ilişkin güncel tutarların dayanağı olan mevzuata mevzuat.gov.tr üzerinden Türk Medeni Kanunu’nun tam metnine ulaşarak bakılabilir.

Nafaka Artırımı Protokolle mi, Dava ile mi Talep Edilir?

Taraflar arasında düzenlenmiş bir anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka artış yöntemi zaten belirlenmişse, artış her yıl otomatik olarak protokolde yazan endekse göre uygulanır ve ayrıca dava açılmasına gerek kalmaz. Protokolde bir artış yöntemi belirlenmemişse, artış ancak dava yoluyla talep edilebilir.

Taraflar dava açmadan önce de aralarında anlaşarak nafaka miktarını değiştirebilir; ancak bu anlaşmanın icra edilebilir hale gelmesi için genellikle noter onaylı bir belge düzenlenmesi veya mahkeme kararına dönüştürülmesi tercih edilir. Sözlü anlaşmalar, ileride ispat sorunlarına yol açabileceğinden yazılı hale getirilmesi önerilir.

Nafaka Artırımında Sık Yapılan Hatalar

Nafaka artırım davalarında en sık karşılaşılan hatalardan biri, talep edilen artış oranının hiçbir somut veriye dayandırılmadan yüksek tutulmasıdır. Bu durum, mahkemenin talebi kısmen kabul etmesine veya ek delil istemesine yol açabilir.

Bir diğer hata, dava dilekçesinde sadece “hayat pahalılığı” ifadesine yer verilip güncel TÜFE verilerinin veya gelir-gider tablosunun dilekçeye eklenmemesidir. Somut sayısal verilerle desteklenmeyen talepler, mahkeme tarafından daha ihtiyatlı değerlendirilebilir. Ayrıca nafaka yükümlüsünün gelirinde azalma olduğu dönemlerde artırım talebinde bulunulması, davanın reddedilme riskini artırabilir.

Sık yapılan bir başka hata da yanlış mahkemede dava açmaktır. Nafaka alacaklısının yerleşim yeri değiştiği halde eski adrese göre dava açılması, yetkisizlik itirazıyla karşılaşılmasına ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi nedeniyle zaman kaybına yol açabilir. Dava açılmadan önce güncel yerleşim yerinin ve buna bağlı yetkili aile mahkemesinin doğru tespit edilmesi önerilir.

Masa üzerinde duran madeni paralar ve kumbara temsili tasarruf görseli

Nafaka Artırım Kararına Karşı İstinaf Yolu

Nafaka artırım davasında verilen karara karşı, taraflardan her biri kanuni süre içinde başvurusunda bulunabilir. İstinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlar.

İstinaf incelemesinde bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin TÜFE hesaplamasını, tarafların gelir durumuna ilişkin değerlendirmesini ve hükmedilen artış miktarının hakkaniyete uygunluğunu yeniden inceler. Bu aşamada yeni delil sunulması, istinaf usulüne ilişkin kurallara tabidir ve her zaman mümkün olmayabilir.

Nafaka Artırım Davası ile Boşanma Davası Aynı Anda Görülebilir mi?

Nafaka artırım davası, kural olarak kesinleşmiş bir boşanma kararı sonrasında açılır; çünkü artırım talebinin dayanağı olan “önceki nafaka miktarı” ancak kesinleşmiş bir karar veya onaylanmış protokolle belirlenmiş olabilir. Boşanma davası henüz devam ederken taraflar, dava içinde tedbir nafakasının miktarına itiraz edebilir; ancak bu, ayrı bir nafaka artırım davası değildir.

Boşanma davası sonuçlanıp nafaka kesinleştikten sonra koşullarda değişiklik olursa, o zaman TMK m. 176/4’e dayalı ayrı bir artırım davası açılabilir. İki sürecin karıştırılmaması, doğru dava türünün seçilmesi açısından önemlidir.

Nafaka artırım davası genellikle çekişmeli süreçlerde gündeme gelir; delil toplama stratejisi için çekişmeli boşanmada deliller başlıklı yazımıza, mal paylaşımı boyutuyla ilgili olarak da mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı yazımıza bakabilirsiniz. TÜFE verilerini TÜİK’in resmi sitesinden, ilgili kanun metnini ise TBMM mevzuat sayfasından takip edebilirsiniz.

Nafaka artırım talebiyle birlikte çoğu zaman düzenlemesi de gündeme gelir; bu konuda velayette çocuğun üstün yararı ilkesini ele alan yazımıza göz atabilirsiniz. Hükmedilen artırılmış nafaka tutarının zamanında ödenmemesi halinde işleyecek faiz için yasal faiz ve temerrüt faizi konulu yazımızdan faydalanılabilir.

Karşı Taraf Ne Yapacak?

Nafaka artırım davalarında ödeme yükümlüsü tarafın da savunma stratejisi bulunur; bu stratejiyi önceden bilmek, hangi delillerin toplanması gerektiğini netleştirir.

Esaslı bir değişiklik olmadığı savunması. Yükümlü taraf, tarafların ekonomik koşullarında nafaka tayin edildiğinden bu yana önemli bir değişiklik yaşanmadığını ileri sürebilir. Bu iddia, TÜİK’in güncel TÜFE verileri ile ilk kararın verildiği tarihten bu yana yaşanan fiyat artışının somut olarak ortaya konmasıyla karşılanır.

Ödeme gücünün azaldığı savunması. Yükümlünün geliri düştüğü, işini kaybettiği veya ek yükümlülükler üstlendiği ileri sürülebilir. Bu savunma, SGK hizmet dökümü, banka hesap hareketleri ve varsa malvarlığı araştırmasıyla karşılanır.

Talep edilen artışın fahiş olduğu savunması. İstenen oranın enflasyonun üzerinde olduğu iddia edilebilir. Bu durumda TÜFE oranı ve emsal mahkeme kararlarıyla talebin makullüğü gösterilir.

Alacaklı tarafın ihtiyacının azaldığı savunması. Çocuğun büyümesi veya giderlerin azalması gibi gerekçelerle karşı çıkılabilir. Bu iddia, güncel gider listesi ve fatura veya makbuzlarla karşılanır.

Yeni kararın geçmişe etkili uygulanamayacağı savunması. Yükümlü taraf, artışın ancak karar tarihinden itibaren geçerli olacağını, geçmişe dönük fark istenemeyeceğini ileri sürebilir. Bu iddia, dava ve karar tarihlerinin doğru tespit edilmesiyle ve talebin buna göre sınırlandırılmasıyla değerlendirilir.

Hangi savunmanın öne çıkacağı, tarafların güncel mali durumuna ve ilk kararın üzerinden geçen süreye göre değişir; bu nedenle delillerin dava öncesinde toplanması önemlidir. Son bir yıl içindeki gelir belgelerinin ve TÜİK verilerinin dava açılmadan önce derlenmiş olması, hangi savunmanın öne süreleceğini önceden kestirmeyi ve buna hazırlıklı gitmeyi kolaylaştırır. Dosyanızın hangi savunmayla karşılaşacağını önceden değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Nafaka artırım davası her yıl açılabilir mi?

Kanunda böyle bir sınırlama yoktur; ancak mahkeme her davada koşullarda esaslı bir değişiklik olup olmadığını inceler. Çok sık aralıklarla açılan davalarda bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği daha titiz değerlendirilir.

Nafaka artırım davasında geçmişe dönük fark istenebilir mi?

Nafaka artırım kararı genellikle dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Geçmişe dönük taleplerin kapsamı, somut dosyanın ve mahkeme kararının içeriğine göre değerlendirilir.

Taraflar mahkemeye gitmeden nafaka artışında anlaşabilir mi?

Evet, taraflar mahkeme dışında anlaşarak nafaka miktarını değiştirebilir; ancak bu anlaşmanın icra edilebilir olması için genellikle mahkeme kararına veya noter onaylı bir belgeye dönüştürülmesi önerilir.

Nafaka yükümlüsünün geliri azalırsa ne olur?

Nafaka yükümlüsü de TMK m. 176/4 uyarınca nafakanın azaltılması davası açabilir. Mahkeme, yükümlünün ekonomik durumundaki değişikliği inceleyerek nafaka miktarını yeniden belirleyebilir.

İştirak nafakası çocuk 18 yaşına gelince kendiliğinden biter mi?

İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer; ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa nafakanın yardım nafakasına dönüşmesi veya devam etmesi ayrıca değerlendirilir.

Nafaka artırım davası ne kadar sürer?

Süre, mahkemenin iş yoğunluğuna, tarafların delil sunma hızına ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesine göre değişir. Basit dosyalar birkaç ay içinde sonuçlanabilirken, çekişmeli gelir tespiti gereken dosyalar daha uzun sürebilir.

Nafaka artırım davasında karşı taraf gelirini gizlerse ne yapılabilir?

Mahkeme, ilgili kurumlardan (SGK, vergi dairesi, banka) resen bilgi ve belge talep edebilir. Ayrıca tanık beyanı veya bilirkişi incelemesiyle karşı tarafın gerçek gelir durumu ortaya konulmaya çalışılabilir.

Süre Tablosu

Süre Ne kadar Başlangıç
Nafaka artırım kararına istinaf başvurusu 2 hafta Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren

Kaynaklar

İlgili Yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu yazı 17.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

KCD Hukuk
Büromuz hakkında bilgi alın