Makale · 17.09.2026

Mirasın Reddi Süresi: Usul ve Borçlu Miras Bırakan Hâli

Bu yazıyı dinleyin
0:00 / –:––
Mirasın reddi süresi ve miras hukuku kitapları


Mirasın reddi süresi, mirasçının miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç aydır. Bu süre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde düzenlenmiştir ve hak düşürücü niteliktedir. Süre geçirilirse miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılır, bu nedenle borca batık bir miras bırakan söz konusuysa zamanında hareket etmek belirleyicidir.

Önemli Çıkarımlar

  • Mirasın reddi süresi kural olarak öğrenmeden itibaren üç aydır (TMK m.606).
  • Süre yasal mirasçılarda ölümü öğrenme, atanmış mirasçılarda tasarrufun resmen bildirilmesi anından işler.
  • Ret beyanı, sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır.
  • Miras bırakan ölüm tarihinde borca batıksa, TMK m.605/2 uyarınca hükmi ret gündeme gelebilir.
  • Alacaklılar, kendilerine zarar vermek amacıyla yapılan reddi TMK m.617 uyarınca altı ay içinde dava yoluyla iptal ettirebilir.
  • Süre kaçırılırsa miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılır, bu nedenle borçlu miras bırakan hâlinde zaman kritik önem taşır.

Mirasın reddi süresi ve miras hukuku kitapları

Mirasın Reddi Nedir?

Mirasın reddi, mirasçının kendisine kalan mirası kabul etmeyeceğini beyan ederek miras bırakanın hem aktif hem de pasif varlığından kurtulması sonucunu doğuran hukuki işlemdir. Miras bırakan öldüğünde miras, kanuni ve varsa atanmış mirasçılara kendiliğinden geçer; ret bu geçişin geriye etkili olarak ortadan kalkmasını sağlar. Reddin sonuç doğurması için kanunda öngörülen usul ve süreye uyulması gerekir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin birinci fıkrasına göre hem yasal hem de atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Ret hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır; mirasçı kendi adına kullanır ve başkasına devredemez. Mirasçının reşit olmaması veya kısıtlı olması hâlinde ret beyanı yasal temsilci tarafından, gerekli izinler alınarak yapılır. Ret genellikle miras bırakanın aşırı borçlu olduğu, terekenin ekonomik değerinin olmadığı veya mirasçının miras bırakanla ilişkisini tamamen sonlandırmak istediği durumlarda tercih edilir.

Kimler Mirası Reddedebilir?

Yasal mirasçılık sıfatını taşıyan eş, altsoy, üstsoy ve kanunda sayılan diğer yakınlar ile vasiyetname veya miras sözleşmesiyle atanan mirasçılar ret hakkına sahiptir. Mirasçı sayısı kaç olursa olsun, her biri kendi payı bakımından bağımsız karar verir. Bir mirasçının reddetmesi, diğer mirasçıların mirası kabul etme veya reddetme serbestîsini ortadan kaldırmaz.

Bu konuyla bağlantılı olarak saklı pay ve tenkis davasında mirasçının hakkının nasıl korunduğunu ele aldığımız yazımızı inceleyebilirsiniz.

Mirasın Reddi Süresi Ne Kadardır?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre hak düşürücü süredir; durdurulması veya kesilmesi mümkün değildir. Sürenin başlangıcı, mirasçının sıfatına göre farklılık gösterir ve bu ayrım uygulamada sıkça karışıklığa yol açar.

Sürenin Başlangıcı: Yasal Mirasçılar

Yasal mirasçılar bakımından üç aylık süre, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren işlemeye başlar. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ispat edemedikçe, ölümü öğrenme tarihi esas alınır. Örneğin yurt dışında yaşayan bir mirasçı, ölüm haberini geç aldığını somut delillerle ortaya koyabilirse süre o tarihten işler.

Sürenin Başlangıcı: Atanmış Mirasçılar

Vasiyetname ile atanan mirasçılarda süre, miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine sulh hukuk mahkemesince resmen bildirildiği tarihten başlar. Bu bildirim genellikle vasiyetnamenin açılması ve tebliği işlemleri sırasında yapılır. Dolayısıyla atanmış mirasçı için süre, ölüm tarihinden değil, resmi tarihinden itibaren hesaplanır.

Ret Süresi Ne Zaman Başlar
Mirasçı Türü Sürenin Başlangıcı Dayanak
Yasal mirasçı Miras bırakanın ölümünü öğrenme tarihi TMK m.606
Atanmış mirasçı (vasiyetname ile) Tasarrufun resmen bildirildiği tarih TMK m.606
Mirasçılığını sonradan öğrenen yasal mirasçı Mirasçı olduğunu öğrendiği tarih (ispatla) TMK m.606

Sürenin Uzatılması

Kanunda sayılan haklı sebeplerin varlığı hâlinde sulh hukuk mahkemesi hâkiminden ret süresinin uzatılması veya yeni bir süre verilmesi talep edilebilir. Bu talep istisnai nitelikte olup mahkemenin somut olayın özelliklerini değerlendirmesine bağlıdır. Süre dolmadan önce başvurulması, talebin değerlendirilebilmesi açısından önem taşır.

Cenaze masraflarının karşılanması, miras bırakana ait acil ve olağan işlerin yürütülmesi (örneğin kısa süreli kira ödemesi veya evin güvenliğinin sağlanması) gibi zorunlu ve olağan işlemler, tek başına mirasın örtülü kabulü anlamına gelmez. Buna karşılık terekeye ait bir taşınmazın satılması, bir aracın mirasçı adına devredilmesi gibi tasarruf niteliğindeki işlemler, ret hakkının kaybına yol açabilecek nitelikte değerlendirilebilir. Bu ayrım, uygulamada her somut olayda ayrıca incelenir.

Mirasın Reddi Nasıl Yapılır?

Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır. Sözlü beyan hâlinde mahkeme kalemi bunu bir tutanağa geçirir. Beyan koşulsuz ve kayıtsız olmalıdır; kısmi ret ya da şarta bağlı ret geçerli kabul edilmez. Başvuru sırasında nüfus kayıt örneği ve kimlik belgesi gibi belgeler talep edilebilir.

Mirasçının mirasın reddi için yazılı beyan imzalaması

Mirasçılardan her biri kendi payı için ayrı ayrı ret beyanında bulunabilir; birlikte hareket etme zorunluluğu yoktur. Uygulamada kimin mirasçı sayıldığının ve mirasın borca batık olup olmadığının önceden değerlendirilmesi faydalıdır. Bu değerlendirme için miras hukuku alanındaki uzmanlık sayfamızdan genel bilgi edinilebilir; somut dosya için ayrı bir inceleme gerekir.

Ret Beyanının Şekli ve İçeriği

Ret beyanı açık ve koşulsuz olmalıdır; “borç varsa reddediyorum, yoksa kabul ediyorum” gibi şarta bağlı beyanlar geçerli kabul edilmez. Beyanda mirasçının kimlik bilgileri, miras bırakanla yakınlık derecesi ve reddettiği mirasın kaynağı (yasal mirasçılık veya vasiyetname) açıkça belirtilir. Mahkeme, beyanı aldıktan sonra bunu bir tutanakla kayda geçirir ve mirasçıya bu işlemi gösterir belge verilir. Bu belge, tapu, banka ve diğer kurumlarla yapılacak işlemlerde mirasçının payı reddettiğini kanıtlamak için kullanılır.

Yurt Dışında Bulunan Mirasçılar İçin Usul

Yurt dışında yaşayan mirasçılar, ret beyanlarını bulundukları ülkedeki Türk konsolosluğu aracılığıyla da yapabilir. Konsolosluk, beyanı usulüne uygun şekilde alıp ilgili sulh hukuk mahkemesine iletir. Yurt dışında bulunmanın süre bakımından tek başına bir uzatma sebebi olmadığı, sürenin yine öğrenme tarihinden işlemeye başladığı unutulmamalıdır. Mirasçı yabancı uyruklu ise, terekeye dahil bir taşınmazın kendisine intikali bakımından ayrıca yabancıların Türkiye’de taşınmaz edinimine ilişkin düzenlemelerin gözden geçirilmesi gerekebilir.

Sulh hukuk mahkemesine mirasın reddi için başvuru

Gerçek Ret ve Hükmi Ret Arasındaki Fark

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi iki farklı ret türünü düzenler. Birinci fıkrada mirasçılara tanınan iradi ret hakkı, ikinci fıkrada ise miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayılması yer alır. Bu iki kurum farklı sonuçlar ve farklı ispat yükleri içerir.

Gerçek Ret ile Hükmi Ret Karşılaştırması
Özellik Gerçek Ret Hükmi Ret
Dayanak TMK m.605/1, m.606 TMK m.605/2
Nasıl Doğar Mirasçının mahkemeye beyanı ile Kanun gereği kendiliğinden
Koşul Süresi içinde irade açıklaması Ölüm tarihinde açık veya resmi borca batıklık
Tespit Sulh hukuk mahkemesi tutanağı Gerekirse hükmen ret davasıyla tespit

Hükmi ret kendiliğinden gerçekleştiği için mirasçının ayrıca bir beyanda bulunmasına gerek yoktur. Ancak uygulamada borca batıklığın açık ya da resmi olup olmadığı çoğu zaman tartışmalıdır. Bu belirsizlik, aşağıda ele alınan mirasın hükmen reddi davasının pratik önemini ortaya çıkarır.

Mirasçılardan Birinin Reddetmesi Hâlinde Diğerlerinin Payı

Mirasçılardan biri payını reddederse, bu pay miras açıldığı andan itibaren o kişi hiç mirasçı olmamış gibi işlem görür. Reddeden mirasçının payı, kanuni mirasçılık kurallarına göre diğer mirasçılara veya varsa onların altsoyuna intikal eder. Bütün yasal mirasçılar reddederse, miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Bu noktada payların nasıl dağılacağının önceden hesaplanması, mirasçıların ret kararını sağlıklı vermesine yardımcı olur. Sağ kalan eş bakımından öncelikle mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağı kapsamında ayrılacak kısmın belirlenmesi, ardından kalan tutar üzerinden miras payının hesaplanması gerekir. Genel bir ön değerlendirme için miras payı hesaplama aracımız kullanılabilir; ancak somut paylaşım, dosyadaki tüm mirasçılar ve varsa vasiyetname hükümleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Mirasçıların miras payı ve reddi konusunda belge incelemesi

Reddin Sonuçları Nelerdir?

Ret geçerli şekilde yapıldığında geriye etkilidir; mirasçı, miras açıldığı andan itibaren hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir. Bunun sonucunda mirasçı, terekedeki taşınır ve taşınmazlar üzerinde hak iddia edemeyeceği gibi, miras bırakanın borçlarından da kişisel malvarlığıyla sorumlu tutulmaz. Ret, yalnızca beyanda bulunan mirasçıyı bağlar; diğer mirasçıların hukuki durumunu doğrudan değiştirmez.

Reddeden mirasçının kendi altsoyu, kural olarak onun yerine geçerek mirasçı olmaz; çünkü ret hâlinde temsil (halefiyet) değil, payın diğer mirasçılara intikali söz konusudur. Ret kararı verildikten sonra mirasçılık belgesinin (veraset belgesi) buna göre güncellenmesi, tapu ve banka gibi kurumlarla yapılacak işlemler için gereklidir. Reddeden mirasçının bu işlemler sırasında mahkemeden aldığı ret tutanağını ibraz etmesi beklenir. Ret işlemi tamamlandıktan sonra, mirası kabul eden mirasçılar bakımından veraset ve intikal vergisi beyanı yükümlülüğü de ayrıca gündeme gelir; güncel oran ve istisna tutarları Gelir İdaresi Başkanlığı üzerinden takip edilebilir.

Alacaklıların Korunması: Ret Hakkının Kötüye Kullanılması

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 617. maddesi, malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçının alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddetmesine karşı koruma getirir. Bu durumda alacaklılar veya iflas idaresi, kendilerine yeterli güvence verilmediği takdirde ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin iptali davası açabilir. Dava kabul edilirse miras resmen tasfiye edilir.

Reddin İptali Davasının Sonuçları

Reddin iptaline karar verilmesi hâlinde, reddeden mirasçıya düşecek paydan öncelikle dava açan alacaklıların, sonra diğer alacaklıların alacakları karşılanır. Kalan kısım varsa, ret geçerliymiş gibi diğer mirasçılara kalır. Bu düzenleme, mirası reddederek borçlarından kaçınmaya çalışan mirasçılara karşı alacaklıları korumayı amaçlar.

Ödemeden Aciz Miras Bırakanın Alacaklılarına Karşı Sorumluluk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 618. maddesine göre, ödemeden aciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde kendisinden almış oldukları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu tutulur. Olağan eğitim giderleri ile âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışında tutulur ve iyiniyetli mirasçılar yalnızca geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olur.

Mirası reddetmek yerine saklı payının ihlal edildiğini düşünen mirasçılar için farklı bir yol olan saklı payın tenkisi davası yazımıza bakabilirsiniz.

Mirasın Hükmen Reddi Davası: Borçlu Miras Bırakan Hâlinde Ne Yapılmalı?

Miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık olduğu açık değilse ancak mirasçı bundan şüpheleniyorsa, üç aylık ret süresini beklemeden mirasın hükmen reddi davası açılabilir. Bu dava ile mahkemeden, miras bırakanın öldüğü tarihte borca batık olduğunun tespiti istenir. Dava kabul edilirse mirasçı, hiç mirasçı olmamış gibi sonuç elde eder.

Hükmen ret davası, klasik ret beyanından farklı olarak süreye tabi değildir; miras bırakanın borca batıklığı her zaman ileri sürülebilir. Ancak mirasçı bu süre içinde ile ilgili işlem yapmışsa (örneğin terekeye ait bir malı kendi malı gibi kullanmışsa) mirası zımnen kabul etmiş sayılabilir ve bu durum hükmen ret talebini güçleştirebilir. Bu nedenle borca batıklıktan şüphelenildiğinde tereke malvarlığına dokunulmadan önce hukuki durumun değerlendirilmesi önerilir.

Borca batık miras bırakan ve hükmen ret davası dosyası

Süre Kaçırılırsa Ne Olur?

Üç aylık ret süresi geçirildikten sonra mirasçı, mirası gerçek ret yoluyla reddedemez ve mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır. Bu durumda miras bırakanın borçları da mirasçının kişisel malvarlığından karşılanmak zorunda kalabilir. Süre hak düşürücü olduğundan, mahkemeden mazeret bildirilerek ek süre istemek ancak kanunda öngörülen istisnai hâllerde mümkündür.

Örnek Olay (Temsilidir)

Aşağıdaki örnek tamamen kurgusal olup temsilidir, gerçek bir kişi veya dosyayla ilgisi yoktur. A, babasının vefatını öğrendikten iki ay sonra babasının adına kayıtlı ticari işletmenin ağır borçlu olduğunu fark eder. Süresi henüz dolmadığından A, son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine giderek yazılı ret beyanında bulunur ve mahkeme bu beyanı tutanağa geçirir. A’nın kardeşi B ise durumdan haberdar olmasına rağmen üç aylık süreyi kaçırır ve mirası kayıtsız şartsız kazanmış sayılır.

Bir süre sonra B, babasının borçlarının aslında ölüm tarihinde açıkça ödeme güçlüğü içinde olduğunu gösteren belgeler bulur. Bu noktada B, süresi geçmiş olsa da mirasın hükmen reddi davası açmayı ve miras bırakanın ölüm tarihindeki borca batıklığının mahkemece tespitini talep etmeyi değerlendirebilir. Bu senaryo, gerçek ret ile hükmi ret arasındaki farkın pratikte neden önemli olduğunu göstermektedir.

Pratik Adımlar ve Sık Yapılan Hatalar

Ölüm haberi alındığında öncelikle miras bırakanın malvarlığı ve borçları hakkında hızlıca genel bir tablo çıkarılması, ret kararının zamanında verilebilmesi için önemlidir. Tereke üzerinde tasarruf işlemlerinden (banka hesabından para çekmek, taşınmazı kullanmak gibi) süre dolmadan kaçınmak gerekir; aksi hâlde zımni kabul riski doğabilir.

Sık yapılan hatalar arasında sürenin ölüm tarihinden değil öğrenme tarihinden işlediğinin unutulması, ret beyanının yanlış mahkemeye yapılması ve borca batıklığın araştırılmadan mirasın olduğu gibi kabul edilmesi sayılabilir. Her mirasçının kendi payı için ayrı beyanda bulunması gerektiği de sıklıkla gözden kaçan bir noktadır.

Bir diğer yaygın hata, ailedeki tüm mirasçıların aynı anda ve ortak bir dilekçeyle başvurması gerektiği yanılgısıdır; oysa her mirasçının beyanı ayrı ayrı değerlendirilir ve bazı mirasçılar mirası kabul ederken diğerleri reddedebilir. Ayrıca, ret süresi dolmadan mirasçılık belgesi çıkarmanın veya terekeye ilişkin resmi işlem yapmanın, ilerideki bir ret talebini güçleştirebileceği de göz ardı edilmemelidir. Borca batıklığın tespiti teknik bir değerlendirme gerektirdiğinden, terekenin aktif ve pasifinin dökümünün mümkün olduğunca erken çıkarılması önerilir. Sorularınız için iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz; ancak her başvuru, dosyanın kendi özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Diğer ilgili başlıklar için tapu iptali ve tescil davasında zamanaşımı sürelerini anlattığımız yazımıza ve ilgili uzmanlık sayfamızı inceleyebilirsiniz. Konuya ilişkin hesaplama için hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz. Güncel veriler için Adalet Bakanlığı ve barolar birliğinin güncel duyuruları esas alınmıştır.

Mirasçılıktan doğan diğer bir talep türü olan eşin katılma alacağı talebi ile miras payının hesaplanmasında tapu kaydına ilişkin tescil davası yazılarımıza da bakabilirsiniz. Türk Medeni Kanunu’nun mirasa ilişkin hükümlerine TBMM mevzuat sayfasından ulaşabilirsiniz.

Karşı Taraf Ne Yapacak?

Mirasın reddi sürecinde diğer mirasçıların, alacaklıların veya miras bırakanın alacaklılarının kendi çıkarlarını korumak için ileri sürebileceği itirazlar vardır; bu itirazlara hazırlıklı olmak sürecin sonucunu doğrudan etkiler.

  • Ret süresinin kaçırıldığı, beyanın üç aylık süre dolduktan sonra yapıldığı ileri sürülebilir. Buna karşı, ölümü öğrenme tarihini gösteren somut delil (yurt dışında ise ilgili belge) ve mahkemeye başvuru tarihini gösteren tutanağın sunulması gerekir.
  • Mirasçının tereke üzerinde tasarruf işlemi yaparak mirası zımnen kabul ettiği iddia edilebilir. Yapılan işlemin yalnızca cenaze masrafı veya olağan/zorunlu bir iş niteliğinde olduğunu gösteren fatura veya makbuzların saklanması bu iddiayı karşılamada belirleyicidir.
  • Alacaklılar, reddin kendilerine zarar vermek amacıyla yapıldığını öne sürerek reddin iptalini isteyebilir (TMK m.617). Bu iddiaya karşı, terekenin gerçekten borca batık olduğunu gösteren belgeler ve mirasçının kötüniyetli olmadığını ortaya koyan bilgiler önem taşır.
  • Miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık olmadığı, hükmi ret şartlarının oluşmadığı savunulabilir. Ölüm tarihindeki mali durumu gösteren banka kayıtları, icra dosyaları veya gerekirse incelemesi bu savunmayı karşılamak için kullanılır.
  • Diğer mirasçılar, reddeden mirasçının payının kendilerine intikal etmeyeceğini veya reddin usulüne uygun yapılmadığını iddia edebilir. Sulh hukuk mahkemesinden alınan ret tutanağının ve güncellenmiş mirasçılık belgesinin ibrazı bu itirazı karşılar.

Hangi itirazın öne çıkacağı terekenin mali durumuna ve reddin ne zaman, hangi belgelerle yapıldığına göre değişir; bu nedenle ilgili belgelerin süre dolmadan önce toplanması önemlidir. Dosyanızın hangi savunmayla karşılaşacağını önceden değerlendirmek için iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Mirasın reddi süresi ne zaman başlar?

Yasal mirasçılar için miras bırakanın ölümünü öğrenme tarihinden, atanmış mirasçılar için ölüme bağlı tasarrufun resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Mirasın reddi süresi kaç aydır?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre süre üç aydır ve hak düşürücüdür.

Ret süresi kaçırılırsa ne olur?

Süre geçtikten sonra miras kayıtsız şartsız kazanılmış sayılır; ancak borca batıklık varsa hükmen ret davası ayrıca değerlendirilebilir.

Hangi mahkemeye başvurulur?

Ret beyanı, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak yapılır.

Hükmi ret ile gerçek ret arasındaki fark nedir?

Gerçek ret mirasçının iradi beyanıyla, hükmi ret ise TMK m.605/2 uyarınca miras bırakanın ölüm tarihindeki borca batıklığı nedeniyle kendiliğinden doğar.

Bir mirasçının reddi diğerlerinin payını etkiler mi?

Evet. Reddeden mirasçının payı, o kişi hiç mirasçı olmamış gibi diğer mirasçılara kanuni kurallara göre intikal eder.

Alacaklılar mirasçının reddine itiraz edebilir mi?

TMK m.617 uyarınca, alacaklılara zarar vermek amacıyla yapılan ret, alacaklılar tarafından altı ay içinde dava yoluyla iptal ettirilebilir.

Miras bırakan borçluysa ne yapılmalı?

Süresi içinde ret beyanında bulunulabilir; borca batıklığın tartışmalı olduğu hâllerde mirasın hükmen reddi davası açılarak durumun mahkemece tespiti istenebilir.

Miras hukuku danışmanlığı ve mirasın reddi süreci belgeleri

Kanun metnine mevzuat.gov.tr üzerinden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun resmi metninden ulaşılabilir. Somut dosyanızdaki süre hesabı ve borca batıklık değerlendirmesi için mirasçılık belgeniz ve terekeye ilişkin bilgiler birlikte incelenmelidir.

İlgili Yazılar ve Kaynaklar

Bu konuyla bağlantılı olarak saklı pay ve tenkis davası ve tapu iptali ve tescil davası başlıklı yazılarımız da faydalı bilgiler içermektedir. Güncel veri ve mevzuat takibi için Yargıtay Karar Arama Sistemi ile Türkiye Barolar Birliği kaynaklarından yararlanılabilir.

Süre Tablosu

Süre Ne kadar Başlangıç
Mirasın reddi 3 ay Miras bırakanın ölümünü öğrenme tarihinden itibaren
Reddin iptali davası (alacaklılar) 6 ay Ret tarihinden itibaren

Kaynaklar

İlgili Yazılar

Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için dosyanızın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Bu yazı 17.09.2026 tarihli mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

KCD Hukuk
Büromuz hakkında bilgi alın